ANASAYFA SÖYLEŞİLER GEZİ PERİSİ EGE YOLLARINDA

GEZİ PERİSİ EGE YOLLARINDA

İnanması belki güç ama üç günlük gezi nelere kadir insan hayatında. Kendinizi planlayıp, harekete geçmenize ve tabii yürekten yola çıkma isteğinizin kanınızı hızlı akıtmasına bağlı her şey.

Gerisi zaten omzunuzdaki “gezi perisi”nin sihirli değneğinin yol göstericiliğinin mahareti.
Bahar geldiğinde siz de artık gayet iyi anımsayacaksız ki benim kanımdaki gezgin uyanır. Tabiat Ana’nın uyanması gibi. Yemyeşil çimenler, ekinler üzerinde mor ballıbabalar, sarı, beyaz papatyalar, mini minnacık mineler, ağaçlardaki gelin beyazı, bebek pembesi tomurcuklar gözümü şenlendirir. Bahçedeki eriğin ilk sürgünlerinin yeşillenmesi benim için yola düşme vaktinin habercisidir. Gözüm erik dallarında takılı kalır bahar kapıyı çalınca. Milattan önceki bin yıllarda antik çağ insanları şehir öbekleri arasında gidip gelmeye, görevliler yol almaya, ticaret yapanlar pazar ağlarını oluşturmaya, kalabalık halk kitleleri kutsal günleri kutladıkları festivaller için taşradan bu alanlara akmaya başlayalı insanoğlunun seyahati de eş zamanlı olarak başlamıştır.

M.Ö 3000’in ilk yarılarında açık sularda daha güvenli yolculuk yapılabilecek tekneler sayesinde yolculuğun da ufku hızla genişlemiştir. Günümüzdeki rekabet ortamı olağanüstü uygun fiyatlarla uçarak hayatımıza kolay seyahat etme olanağını getirdi. Zamandan tasarruf yola düşmemin ilk bahanesi, üç gün Ege’de olmak, hele Nisan güneşi sizi ısıtırken. Pazarlarda gözünüzü yeşil otlardan alamayacaksınız. Hele buna bir de yakınlarınızın neşeli sohbetlerini eklediniz mi, hiç düşünmeyin hadi yola vurun o zaman kendinizi.
İzmir

İzmir gerçek bir Ege kenti. Şehirde kalmasam da bir günümü mutlaka bu yumuşacık, telaşsız kentin sokaklarında dolaşmaya ayırıyorum. Alsancak’ta İzmir’in en eski boyozcu fırınından alınmış katı yumurta ve boyoza, demli bir çay eşlik etmeli, denize bakan kafelerden birinde. Ünlü Kemeraltı vazgeçemediğim mekanlardan. Yüzlerce sokak arasında kaybolmak, her gelişte ayrı bir sürprizle karşılaşma bekliyor sizi. Çeşitli izler sürebilirsiniz bu Çarşı’da. Mesela benim gibi ayva rendesi almamışsanız geçen seneki gelişinizde, bu sene aynı dükkanda bulamamak üzmesin sizi. Peşine düşün rendenin, ona ulaşmak o kadar da zor olamayacak inanın. Birkaç sokak arkada tahtacıların yoğunlaştığı bölgede göz göze geleceksiniz bir anda. Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi’nde görülebilecek eşyalar listesinde de adı geçer ayva rendesinin. El yapımı üzerinde kocaman delikleri olan bu rende artık mutfağımın duvarında asılı!
~
Kemeraltı kahvecilerine 40 yıldır kahve kavuran ustanın, minnacık dükkandaki odun öbekleri tavana kadar yığılmış, ortada kavurma makineni, mis gibi kahve kokusunu içinize çekin mutlaka. Karşı kaldırımda duvara dayanmış ekmek ve pide pişirme kürekleri bavuluma sığsa keşke diye iç geçirdim. Meşhur midye dolmasının hası bu çarşıda. Kokoreç, söğüş dil, yanak, beyni haşlanmış olarak dürüm yapıp yiyebilirsiniz veya ekmek arası, seçim sizin. Kemeraltı otopark altındaki Balık Hali gezisini ilk İzmir seyahatinizde ajandanıza işaretleyin. Balık yumurtasından boyu bir metreyi geçen kılıç balığına, tavuk balığından somana, mercandan levreğe, sardalyeye, çupraya kadar taze balık hali gezilmeye değer. Gezi için gecikmeyin, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce yıkılmasına karar verildiği bildirilen balık halindeki esnaf, kendilerine yeni yer gösterilmediği gerekçesiyle belediye binasının önünde davul zurnayla halay çekip protesto gösterisi yapmaya başlamış bile.



Erhan Usta’nın 1958 yılından beri dede mesleği 4’ncü kuşak ceviz ve badem ezmecisi olarak Elgani Ezmecizade ismiyle Kemeraltı Kuyumcular Çarşı’sındaki dükkanından alışveriş yapabilirsiniz. Ceviz ezmesinin kilosu 17, badem ezmesinin 50 TL, dilim yemek isterseniz fiyat aynı, ikisi içinde 1 TL ödeyip bu lezzetleri tadın derim. Havra Sokağı’nın çıkışında sağa dönün, Horoz Karası şaraplarından oluşmuş camdan bir tepenin yanından karşıya geçin, Antik agoraya ulaşacaksınız. İzmir Büyükşehir Belediyesi, “Agora ve Çevresi Koruma, Geliştirme ve Yaşatma Projesi” ile İzmir Agora’sını gün yüzüne çıkarmayı hedeflemiş. Bu kapsamda agorayı da içine alacak şekilde Kemeraltı'dan Kadifekale’ye kadar uzanan yaklaşık 270 hektarlık alan düzenlenerek İzmir’in kültür ve tarih güzergahı oluşturulması hedefleniyor.

Urla

Cuma günü oradaysanız merkezdeki pazara mutlaka uğrayın. Tüm bahar bereketini, yeşilin binbir tonunu, tazecik sebzeleri, dalından yeni kopmuş enginarları, otlarla bezenmiş tezgahları kovalar içinde bahar kokulu sümbülleri, frezyaları bulacaksınız. Düzenli bir pazar yeri kapalı pazar. Her sene yaşlı Melahat teyzeyi ziyaret eder, mutlaka otlarımı ondan almaya özen gösteririm. Nasıl da çakır, nasıl da güler yüzlüdür.
 



Başında renkli yaşmağı ile hayatta dik durmaya çalışan pazarın temiz yüzü o. Pazar torbalarınızla yemek molasını “Beğendik Ağbi”de verebilirsiniz. Yöreye özgü yemekler kimi tepsiler içinde, kimi büyük toprak güveç kaplarında. Zeytinyağlılar ve sıcak yemeklerin görünüşü bile iştah açıcı. Enginar dolmasını otlarla yapılan çalkamayı mutlaka deneyin. Pazar günü Urla İskele Pazarı'na uğramalısınız.


Üretici köylü-pazarcı dayanışmasının görüleceği bir pazar yeri burası. Açıklamalı etiketler ve doğal tohumdan üretilmiş sebze meyveleri bulabilmek son derece sevindirici. Yer gök enginar pazarda. Tazecik kabuklularından veya soyulmuşlarından zeytinyağlı yapabilirsiniz. Dayanamayıp yirmi adet enginar yerleştirdim bavuluma sahil pazarından, dönüşte kilolarım arttığından fazla bagaj ödemek zorunda kaldım uçağa. Ege enginarına feda olsun! Sarmaşıklar demet demet. Şevketi bostan en sevdiğim ot, kuzu eti ile pişirip bol limonla terbiyelediniz mi tadına doyamazsınız. Bakla, gelincik otu, tatlı kırmızı radika, cibez, çoban düdüğü, rezene, dağ kekikleri sepetlerde öbek öbek. Yahudi baklasının torbası 1 TL. Otçu amca otları toplamış hepsini ayıklayıp, doğramış satıyor. Arkasındaki kocaman levhada da binbir derde deva otlarının listesi var. Gelincik, kişniş otu, radika, turp filizi, arap saçı, pazı, kuzu kulağı, ısırgan, dereotu, rezene…
~
Urla iskelede deniz kokusu çekiyor beni, ard arda sıralanmış balık restoranları da. “Yengeç” en sevdiğim içlerinde, kalamar dolmanın tazeliği ve portakallı rezenenin şeffaf görünümü, ince lezzeti tadılmaya değer kılıyor. Gitmeden yer ayırmanızı tavsiye ederim. Ilık bahar akşamları Urla sahilinde balıkçı tekneleri arasından ay ışığının denize yansımasını seyredebileceğiniz bu keyfi yaşamanızı dilerim. Urla İskelesi’nde Ünal kardeşlere uğrayın, en lezzetli katmer burada. Katmer hamuru elle havada döndürülerek açılıyor. Yufka büyüklüğüne ulaşınca kızmış zeytinyağında bir sacın üstüne yayılıyor. İçine peynir, kıyma, patates konup, yumurta kırılıyor. Zarf gibi kapatılıp, pembeleşinceye kadar kızartılıyor.

Seferihisar
 
İzmir’e kırkbeş kilometre uzaklıktaki Seferihisar artık huzurlu. “Slow City” yani yavaş şehir veya sakin şehir olarak adlandıracağımız yeni uluslararası bir oluşuma kabul edildi. Türkiye'de bir ilk olan “Sakin Şehir” kavramının açılımını tanıtım yemeğinde buluştuğumuz Belediye Başkanı Tunç Soyer şöyle anlattı: “Şehirlerin yerel kimliklerini ve özelliklerini koruyarak dünya sahnesinde yer almasını amaçlarken, tarihi dokunun korunmasını, eski binaların restore edilmesini, ulaşımda modern araçların yanında bisiklet ve fayton kullanımının özendirilmesini, yerel ve sağlıklı yemeklerin tüketilmesini, ev pansiyonculuğunun yaygınlaştırılmasını, gelenek ve göreneklerin korunmasını desteklemek.' Seferihisar, yerel değerlerine ve doğaya saygılı bir gelişme planı belirlemiş.


~
1999 yılında İtalya’da kurulan Cittaslow Birliği küreselleşmenin şehirlerin dokusunu, sakinliklerini ve yaşam tarzının standartlaşmasını, yerel özelliklerin ortadan kalkmasını engellemek için “Slow Food Hareketi”nden doğmuş bir kentler birliği. Teknolojinin hızlı temposundan memnun olmayan insanların arayışıyla başlamış bir hareket. Temel olarak “Slow City” seçilen kentlerde, doğal enerji kaynakları kullanılıyor, kentler araç trafiğine kapatılıyor, organik veya doğal ürünlerin kullandığı restoranlar çalışıyor. Fast food ve büyük alışveriş merkezleri gibi yapılar bulunmuyor. Dolayısıyla biraz nostaljik, biraz tarihsel, kültürel varlıkların korunduğu ve öne çıkartıldığı ve biraz da basit, sade yaşam tarzının öngörüldüğü bir konsept. Seferihisar doğal koşulları ve geleneklerinin “Yavaş Şehir” için çok uygun olduğunu düşünmüş ve başvuru yapmaya karar vermiş. Seferihisar Belediyesi atıl durumdaki tarihi belediye binasını Köy Kooperatifi İşbirliğiyle Köy Pazarı olarak ilçeye kazandırmış.

Köy Pazarı Köy-Koop’a ait belli başlı ürünlerin satıldığı ve el işlerinin sergilendiği bir merkezken, şimdi seramik işliği, el sanatları, yağlı boya, bez bebek yapım atölyeleri, ahşap boyama, seramik, resim atölyeleri ile çok daha sosyal bir ortam haline dönüşmüş. Kadın emeğinin değerlendirildiği, çeşitli kursların düzenlendiği bir merkez olmuş sabit köy pazarı artık. Kooperatif tarhanadan zeytinyağına, domates salçasından reçeline, sabuna, peynire, şaraba, süte kadar geniş ürün yelpazesine sahip. Pazar hariç her gün açık. Pazar günü sanatçıları ve zanaatkarları Sığacık Pazar yerinde bulabilirsiniz.
 



~
Sığacık Seferihisar’a 5 kilometre uzaklıkta, şirin bir balıkçı köyü. Köy bir ortaçağ kalesinin içinde, köye kale kapılarından giriliyor. Balıkçı tekneleri, sandalları dizi dizi, kimi delinmiş ağını örüyor, kimi kasa kasa balıklarını sahildeki restoranların mutfağına taşıyor. Balık ekmekçiler, midye tavacılar yan yana sıralı girişinde Sığacık’ın. Daracık sokaklara bırakın kendinizi, kaleyi gezin, bol iyotlu hava eşliğinde sakinliği içinize çekin. 400 tekne kapasiteli yeni marina yapım aşamasında. Sığacık’da uğranması gereken bir diğer lezzet noktası Üniversite II Pastanesi. Selanik kek, lorlu kurabiye, esmer, sarı buğday unu, mısır unu, çavdar, yulaf, keten ve ısırgan tohumlu tepsi ekmeği kilo ile satılıyor. Seferihisar mandalinasından yapılan reçelin kavanozunu pastaneden 5 TL’ye alabilirsiniz. Teos antik kentinden kalan izleri sürmek isterseniz Sığacak’ın arka yamacında, iki kilometre uzaklıkta yere gitmelisiniz.

Bu geziye ekleyeceğim bir çok nokta, bir çok fotoğraf ve anı var belleğimde. Özbek Köyü, Ovacık, Bademli Köyü, Çeşmealtı, Karantina Adası, Güvendik Tepesi, Klazomenai Yağhanesi, Alaçatı… İnanması belki güç ama üç günlük gezi nelere kadir insan hayatında. Kendinizi planlayıp, harekete geçmenize ve tabii yürekten yola çıkma isteğinizin kanınızı hızlı akıtmasına bağlı her şey. Gerisi zaten omzunuzdaki “gezi perisi” nin sihirli değneğinin yol göstericiliğinin mahareti.


Yeniliklerden haberdar olun!

Lezzet’ten sürekli haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi girerek kaydolun!