ANASAYFA SÖYLEŞİLER LONDRA PAZARLARI VE ÇARŞILARI

LONDRA PAZARLARI VE ÇARŞILARI

Kraliçeler, prensesler, Thames nehri, müzeler, kozmopolit bir çehre, dünya mutfağının temsilcisi restoranlar, ünlü şefler, gezmekle tüketemeyeceğiniz pazarlar, çarşılar...

On koca yıl oldu görüşmeyeli Londra ile. Bu şehir ne kadar değişebilirdi ki? Ama değişmiş, gelişmiş, yenilikçiliğin kusursuz bir füzyonu haline gelmiş. Şehir bizi kıskandıracak derecede organize. Dünyanın en eski metro sistemi olan Londra Metrosu kentin altını bir ağ gibi kaplamış. Dışarı çıktığınızda otobüsler vızır vızır. Uçaktan inince kalacağınız gün sayısına göre kart alıyorsunuz, istediğiniz kadar in-bin yapabiliyorsunuz. Aslında İngiliz mutfağı her ne kadar zenginlikten yoksun olsa da, Londra, dünya mutfaklarının en iyi örneklerine ev sahipliği yapıyor bugün. Füzyon mutfağı Londra’yı önemli bir merkez haline getirmiş. Geleneksel İngiliz lezzetleri sunan pub’ların yanı sıra, Uzakdoğu, İtalyan, Fransız, Akdeniz mutfakları ağırlıklı kentte. Michelin yıldızlı restoranlar, ünlü şeflerin yemeklerinin sunulduğu restoranlar, sayısız seçenekler var. Gezimin asıl amacı semt pazarları-marketleri, çiftçi pazarlarını gezmek, incelemek, ürünlerle tanışmaktı. Günlerce o pazardan o pazara, içinde “yeme-içme”, gıda bölümleri olan marketlerde, sokak aralarında kurulan pazarlarda koşuşturdum durdum büyük bir zevkle. Londra’da, merkez, kuzey, güney, doğu, batı, güneydoğu ve güneybatı eksenlerinde değişik günlerde açılan pazarlar mevcut. Son 15 yılda pazarlardaki değişim de hızlanmış. Bazıları daha enerjik, bazıları daha genişlemiş, bazıları ise marka, cazibe merkezi haline gelmiş Londralılar ve turistler için.

Portobello Road Market:
İçiçe geçmiş üç-dört pazardan oluşan, Londra’daki en eski ve eşi olmayan antika pazarı. Cumartesi en kalabalık gün. Sekizyüz civarında antika satıcısı var, aynı zamanda son yıllarda oldukça ünlü kafeler ve restoranlar açılmış yol üzerinde. Ottolenghi benim en sevdiğim Orta Doğu-Akdeniz mutfağı yapan restoran. All Saints Spitalfields ise aslında giyim mağazası, yüzlerce eski Singer dikiş makinasını dünyanın başka hiçbir yerinde bir arada göremeyeceksiniz emin olun. The Hummingbird Bakery muffin ve kekleri ile idealı. Gail’s ise hiçbir kimyasal kullanmadan el yapımı ekmekler üretiyor.
~
1950’lerde 18 bin fırıncı varken Londra’da bugün bu sayı 3.500’lere inmiş. Bunun nedeni kötü, paketli ve dilimli endüstriyel ekmeklerin vitrinlere çıkması. Doğal, sağlıklı ve taze içerikli ürünlerin talebinin artması son yıllarda el yapımı ekmek üretimini canlandırmış şehirde. Portobello yolu üzerinde. “Free range” serbest olarak dolaşan hayvanların eti satılan kasaplar mevcut. Sokak yemekleri satıcıları sıra sıra; deniz mahsulleri devasa woklarda pişiriliyor, ekmek arası 4 pound. Cadde üzerinde Gana’nın vejetaryen mönülerini, İspanya’nın ünlü paellasını ayakta atıştırabilirsiniz. Ispanaklı börek, tavuklu wrap, rustik elmalı tart, bardakta meyve, ev yapımı ekmek arası domuz sosis, taze pişirilmiş falafel, sıcacık kızartılmış İspanyol tatlısı churros tercihiniz de var. Yoruldunuz mu? Organik kahvenizi, bitki çayınızı Coffeeplant’de içebilirsiniz. En ucuz meyve sebze burada. 0.80 pounda armut, sepetlerde karışık sebze veya bir sepet elma 1 pound.

Petticoat Lane Market:
Londra’daki sokak çarşılarının içinde en ünlüsü. Pazar günü açık. Etrafında ucuz ve çok çeşitli yemeklerin satıldığı büfelerde ayak üstü atıştırmalıkların sayısı fazla.

Old Spitalfields Market:
Eğlence, yemek ve modayı bir arada bulabileceğiniz bir yer. 1876’da inşa edilen alanda bir çok lokanta var. Giraffe çocuklar için ideal. Fire and Stone ünlü pizzacı, Wagamama Asya, Keke Çin lokantası, Las Iguanas Latin lezzetleri için ideal ve beğenilen bir seçenek.

Covent Garden:
Meydan, Kuzey İtalya’daki Piazza’yı örnek alarak 17. yüzyılda planlanmış. Londra’nın kalbinde kafeleri, lokanta ve mağazalarıyla her an kalabalık. Perşembe günleri kurulan “Gerçek Gıda Pazarı”nda üreticisinden taze ve yerel üretimleri bulunabilir. Ev yapımı kekler, sosisler, sığır burgerler, biber soslu nohutlu Meksika sotesi, şampanya-istiridye ikilisi, zeytinyağı, balzamik ve sirkeler, taze sebzeler, meyveler, balıklar, çiftlikten pazara satış kümes hayvanları ve ürünleri, geleneksel yöntemlerle üretilmiş özel peynirler…
~
Berwick Street Market:
Soho sokaklarına yayılmış seyyar satıcılar, en ucuz meyve-sebzeleri satıyorlar. Mantarlar, İtalyan domateslerinin envai çeşitleri, şarküteri ürünlerini alabilirsiniz.

Camden Market:
İşte 10 yılda format atmış, marka haline gelmiş açık-kapalı pazar yerlerinin birincisi. Yiyecekten, giyeceğe, biblodan, aksesuara binlerce, binlerce ürün, yüzlerce mağaza, restoran, dünyanın her yerinden yemek tezgahları. Kanal kenarında salkım söğütlerin gölgesinde İngiliz çayı içmek ayrı bir keyif.

Church Street Market:
Cuma, hafta sonları kalabalık sokak pazarlarından biri. Frambuaz, yabanmersini kutularda taptaze. Üç balıkçı tezgahında morina balığı, jumbo karides, kalamar alma imkanınız var. Taze yumurta, kavanozlarla bal ve anneanne tarifiyle yapılmış geleneksel meyveli kekler satılıyor. Minik kasa limon, elma bir pound. Satıcılar aksi olsa da ürünler alınası. Etrafta Arap, Uzak Doğulu, Müslüman kesimin alışveriş ettiği marketler mevcut. Tel kadayıf, şambaba, gülsuyu, helal et, bazlama gibi etnik lezzetler buralarda bulunabilir. Caddenin devamında Alfie’s Antiques Market’da gramafondan, ikinci el kıyafetlere 70 civarında satıcıyı gezebilirsiniz.

Borough Market:
Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri açık. Londra’daysanız mutlaka gezilmesi, alışveriş yapılması gereken L şeklinde bir pazar yeri. Burası toptan sebze, meyve satılan, hafta sonu yerli-yabancı turistlerin, Londra halkının, catering şirketleri ve şeflerin alışveriş yaptığı bir merkez. Ünlü İngiliz sef Jamie Oliver’ın da gözdesi Borough Market. İngiliz insanının yemek kütürünü anlamanız açısından gezilmesi gereken en önemli gıda pazarı. Yerel gıda, geleneksel yöntemlerle üretilmiş ürünler, organik ürünler, ithal mamüller, yaş ürünler, peynirler, salamlar, şaraplar, meyve suları, çikolatalar, balıklar, çeşit çeşit deniz ürünleri, av etleri, ördek, tavşan, domuz, sığır, inek, koyun….
~
Gerçekten gıda körü oluyor insan! Gözünüz dönmüş halde hepsini kucaklamak, almak istiyorsunuz. Tezgahlar düzenli ve iştah açıcı. Bizim de ders almamız gereken noktalar sunum, satış ve temizlik. Green Market, Middle Market ve Jubilee Market üç büyük bölüm Borough’da. 18. yüzyıl yapımı demir konstrüksiyonlar art deco tarzında. Bireysel çiftliklerden gelen ürünleri direkt satıcısından alabilirsiniz. Örneğin; Seldom Seen Farm, 200 dönümde hem meyvecilik yapıyor, hem de kaz, hindi yetiştiriyor. Ginger Pig kasap bölümünde ünlü bir yere sahip, domuz, sığır, koyun yetiştircisi.

Balıkçı tezgahından ayrılmak zor. Yılan balığı, morina, somon, üzerinde fiyatları yazan kocaman yengeçler, ringa balığı, mezgit, köpek balığı, ıstakoz, istiridye, deniz tarağı, kalamar yanında deniz börülcesi ile sahnede. Peynir standlarından Italyan parmesan, buffalo mozerellası, pecorino, Fransız meşe yaprağında keçi peyniri, İngiliz tütsülü baconları, stilton ve cheddar peynirleri, kaz ciğeri, Toscana salamları, paketlenmiş prosciuttolar, keçi peynirli aperatif incecik salamlar, yöresel ve geleneksel yöntemlerle hazırlanan Cumberland sosisleri sizleri büyüleyecek. Elma suları, elma şarapları, pastörize edilmemiş, deniz tuzu ile tatlandırılmış tereyağları, merlot, semillion, cabarne sauvignon üzümlerinden imal edilmiş Fransız sirkeleri, doğal incir, kayısı, üzüm aromalı balzamikler, truff mantarı ile yapılmış pateler…

Markette 20 çeşit mantar bulabilmek olası, kurutulmuş shanterel’lerden, taze dev puffball mantarına kadar. “Mısırla beslenmiş tavuk, fırınlanması önerilir”, “Açık arazide otlayan domuz eti, su ve kimyasal ilave edilmemiştir” gibi. Mrs.Kings geleneksel domuz payı. Coğrafi işaretleme ve 2009 yılı İngiliz payları arasında altın kazanmış bir ürün. Tanesi 5 pound. Büyük bir meyve suyu standı ise “Brezilya ürünleri hariç diğer meyvelerimiz organiktir” ibaresi ile tüketiciyi uyarıyor. Körili tavuklu Malezya, deniz mahsüllü yasemin pirinçli Thai yemekleri büyük tavalarda açıkta pişiriliyor, yanına soğuk beyaz şarabınızla ayakta kaşıklıyorsunuz. Sandviçler, hamburger, İngilizlerin ünlü fish&chipsi, paella, çesitli tatlılar…
~
Reçeller, soslar tezgahta, aromatik otlar saksılarda. Zeytinyağları dizi dizi, zeytinler The Fresh Olive Company standında seramik kaseler içinde. Britanya’nın meşhur elma şarapları Cider 3.5 Pound. Utobeer İngiltere, Belçika başta olmak üzere tüm dünyadan 600 değişik bira satıyor. Green Market yeşil, kırmızı, sarı, mor, beyaz, rengarenk sebze ve meyve cenneti. İncirin ambalajına gözüm ilişti, Aydın’dan ithal edilmiş. Yani Türk ürünleri oldukça bol İngiltere’de. Ekmek ve unlu mamül bölümünde öne çıkan isimlerden Konditer and Cook’tan limon merengli turta alabilirsiniz. De Gustibus ise geleneksel ekmekleriyle ünlü. Muffinler, focaccialar, kekler. Orta Doğu’nun kuru tatlılarından bile mahrum kalmıyorsunuz burada. Baklava, kadayıf, hurma, kuru meyvelerin yanında Türk lokumu. Bunlar gördüklerimin ancak yüzde ellisi, gerisini gezinize bırakıyorum.

Çiftçi Pazarları:
Cumartesi, Pazar günleri Londra içinde yaklaşık 15 adet pazar açılıyor. Genellikle sokak aralarına, okul bahçelerine, otoparklara kurulan pazarlarda kimyasal bulaşmamış, temiz topraklarda üretilmiş gerçek gıdalar satılıyor. Her hafta üreticiden tüketiciye aracısız mevsimsel en taze ürünler sunuluyor. Biyo çeşitliliği korurken aynı zamanda pazarlarda 100 milden uzakta yetişen ürünlere yer verilmiyor. Kaliteli, güvenilir, temiz, doğal sertifikasız ürünlerin yanı sıra, organik ürünler de satışta. İngiltere’de organik sertifika almak maliyetli. İki pazar gezdim. South Kensington Çiftçi Pazarı ve Notting Hill Çiftçi Pazarı. Her pazarda şirketin masası var. Meghan, Slow Food hareketinin üyelerinde aynı zamanda South Kensington pazarından sorumlu. Masasının önündeki tabelada yazanlar dikkatimi çekti. “Bugün balığımız yok, yeterince yakalayamadık, özür dileriz”, “Lütfen pazarla ilgili görüşlerinizi masadaki kağıda not ediniz”. Et üreticilerinden biri Slow Food Hareketi üyesiyim yazmış pankartında. Çiftçiler söyle diyor:”Biz yetiştirdik, sattık. Siz satın alın, ayıklayın, kesin, haşlayın, kızartın, fırınlayın, ızgara yapın, dilimleyin ve yiyin. İşte bu kadar ürünlerine güvenen, çalışan, üreten, organize bir birlik var Londra’da. Darısı çoğalan pazarlarımızın başına.


Yeniliklerden haberdar olun!

Lezzet’ten sürekli haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi girerek kaydolun!