ANASAYFA SÖYLEŞİLER MUTFAKTA ZEN

MUTFAKTA ZEN

Bir süre Amerika'da yaşadıktan sonra sağlıklı beslenme üzerine çalışmalarını ilerleten ve bildiklerini kitapları aracılığıyla okurlarıyla paylaşan Tijen İnaltong, çoğu insanın yemeğe olan bakışını değiştirdi.

Yemek yazarı Tijen İnaltong ile yaşamındaki kesitler üzerine bir röportaj yaptık. Mecidiyeköy'deki evinde gerçekleştirdiğimiz sohbet, Tijen Hanım'ın hazırladığı ikramarla daha da tatlandı.

 

Biraz okul hayatınızdan bahseder misiniz?

ODTÜ'de şehir planlaması üzerine eğitim aldım. İstanbul'a gelerek bilgisayar sektörü ve halkla ilişkiler şirketlerinde çalıştım. Üniversiteyi bitirdiğimden beri hep içimde bir dönem yurtdışında yaşama arzusu vardı. Bunun üzerine Amerika'ya gittim. Orada halkla ilişkiler konusunda master yaptım. Master'ın sonunda iş dünyasına dönmemeye karar verdim. O dönemde sağlıklı beslenme, Uzakdoğu felsefeleri, yoga, meditasyon konuları ilgimi çekiyordu. Orada bu konularda pek çok çalışmaya katılma fırsatım oldu. Master bittikten sonra hayatımda hiç yapmadığım şeyler yaptım. Bir kız arkadaşımın arabasıyla Boston'dan San Francisco'ya kadar 3 haftalık bir yolculuk yaptık. San Francisco'ya 2 km uzaklıkta ekolojik tarım yapan bir çiftlik vardı. Orada 1 ay boyunca çalıştım. Benim için çok güzel bir deneyimdi. Çocukluğumun lezzetlerini yakaladım bu çiftlikte. Çiftlikteki meyve ağaçlarından meyveleri elle topluyor,bir kısmından reçel ya da marmelat yapıyorduk. Keçilerden sağdığımız sütten de peynir yapıyorduk.

 

San Francisco'da 1 ay kaldım dediniz. Sonra neler yaptınız?

San Francisco'da 1960-1970'lerden kalma otobüslerin içini değiştirip tur otobüsü haline getiren bir şirket vardı. Bu turlardan birine katılıp 10 günlük bir geziyle Boston'a döndüm. Bu gezi sırasında ulusal parklarda konakladık, çamur banyoları, raftingler yaptık. Yemekleri de yol boyunca kendimiz yaptık. Sabahları nefis kahvaltılar, kekler, meyve salataları, akşamları pesto soslu spagettiler, Çin yemekleri, mısır ekmekleri pişiriyorduk. Boston'a döndükten sonra 'kişisel gelişim' adı verilen kurslara katıldım. Hafta içleri kurs olmuyordu biz de dönüşümlü olarak birbirimize yemek yapardık. Yani yemek olayının içine girmem tamamen tesadüfler sonucunda oldu.

 

Bir hedef koydunuz mu kendinize?

Vardı aslında. Sağlıklı beslenme her zaman ilgimi çekiyordu. Kitap yazmayı da düşünüyordum. Tam olarak bir yemek kitabı yazmak yoktu kafamda. Ama sağlıklı beslenme, tamamlayıcı tıp gibi konularla hep ilgiliydim ve bir şekilde bütün bunları harmanlayacağımı düşünüyordum. 1997 yılının başında Türkiye'ye döndüm. Geldikten bir süre sonra Bodrum'a gittim. Bodrum'da Buğday Restaurant vardı o zamanlar. Orası bana çok huzur veren yerlerden biriydi. İlk aşçılık deneyimimi orada yaşadım. Hiç öyle bir niyetim yoktu. Mutfağın dışında kitap çevirisi de yapıyordum. Sonra bir baktım aşçı olmuşum.

 

Bodrum'daki yaşam nasıldı?

Restoran için mutfak alışverişini ben yapardım. Pazardan alışveriş yapmak müthiş zevk aldığım bir şeydir. Çünkü insan pazarda bütün duyularını kullanıyor. Elliyorsunuz, seçiyorsunuz, tadıyorsunuz, görüyorsunuz, müthiş bir cümbüş. Buğday Restaurant'da 9 ay kaldım ve o sırada da Buğday dergisini çıkarmaya başladık. Dergi için 'Doğanın Ritimleri' isimli bir yazı dizisi hazırladım. Burada yazdığım yazılar 'Mevsimlerle Gelen Lezzetler' kitabımın temeli oldu. Bodrum'da bir haftalık gazetede sağlıklı yaşam üzerine yazılar yazdım. Bodrum Yararlı Bitkiler Araştırma Merkezi'nde çalışıp bitkiler üzerine bir araştırma da yaptım.

 

Mevsimlerle Gelen Lezzetler kitabınıza nasıl tepkiler geldi?

Mevsimlerle Gelen Lezzetler yayınlandığında çok güzel ve olumlu tepkiler aldım. Çok sade ve huzurlu bulduğunu söyleyenler olduğu gibi, yıllardır girmediği mutfağa benim kitabımla girdiğini söyleyenler de. Bunları duymak beni inanılmaz derecede motive ediyordu. Bodrum'da yaşadığım son 1 yıl içinde bir günlük tutmuştum. Bunu da kitap haline getirdim. 'Tak Sepeti Koluna, Bodrum Pazarı'ndan Tatlar, Renkler, Portreler' isimli kitabımda Bodrum pazarını anlattım. Şu günlerde piyasaya çıktı.
Ankara'da yaşadığım dönemde bir kurs vermeye başladım. Kursun adını da 'Mutfakta Zen' koymuştum. Hayatımızda pek çok şeyi farkına varmadan yapıyoruz. Neler yapmamamız gerektiğini anlatıyordum kursta. Bunu da bir kitaba dönüştürdüm. Doğaya şükran duymak, çevreyi farkında olmak, mutfak ve mutfaktaki malzemeler, kitabın konusunu oluşturuyor. 100 kadar tarif de var. Kitap bu ay içinde çıkacak.

 

Hangi konularda yemek kursları veriyorsunuz?

Bu kurslarda sağlıklı beslenmeyi amaçladım öncelikle. 2 aylık dönem için 5 konuluk bir kurs düşünmüştüm. İsteyen birine isteyen hepsine katılabiliyor. Hepsinin konuları farklı. Kursa soya fasulyesi ile başladım çünkü kadınlar için çok önemli bir protein kaynağı, aynı zamanda menopoz döneminde de çok önemli. Soya sütü, soya peynirinin nasıl yapıldığını gösterirken soyalı tarifleri de birlikte denedik. Sonra tahıl ve bakliyatlar konusu ile ilgili kursa başladık. Ardından sıra otlara geldi. Otları, sebzelerle ve bakliyatlarla birleştirip neler yapılacağını gösterdim. Mevsim sebzeleri konusundan sonra kursu doğal tatlandırıcılar ile tamamlayacağız. Kursa gelenler 25-40 yaşları arasında. Hepsi sağlıklı beslenmeye ve yeni şeyler öğrenmeye meraklı insanlar. Ben ilk önce onlara bilgileri aktarıyorum sonra da tarifleri mutfakta uygulamalı olarak gösteriyorum. Tadarken de bütün malzemeleri tekrar gözden geçiriyoruz.

 

Bu kursları devam ettirecek misiniz?

Çok keyifli geçen bu kurslara yoğun olmamak şartıyla devam edeceğim. Çünkü yeni bir kitap hazırlığı içindeyim. Haziran ayında 'yaz sebze ve meyveleriyle neler yapılabilir?' üzerine bir kurs vermeyi düşünüyorum. Bir de ekmek kursu olabilir diye düşünüyorum. Herkesin eline hamur verip değişik malzemelerle kendi ekmeklerini yaratmalarını isteyebilirim. Ben bir dönem seramik kursuna gittim. Hamur stres atmak için ideal bir şey. Örneğin kadın sağlığı üzerine de bir şeyler yapmayı istiyorum. Menopoz, kemik erimesi aslında beslenmemizle ilgili şeyler. Doğru beslenerek bunları engelleyebiliriz. Antalya Olimpos'ta yaşayan bir arkadaşım var. Antalya'ya gelmeden önce astım hastasıymış ve bu hastalığı bitkilerle yenmiş. İnanılmaz güzel bir bahçesi var. Onun bahçesinde çalışmak beni çok mutlu ediyor.

Son yıllardaki yemek kültürü ile ilgili yayınların artışını nasıl buluyorsunuz?


Aslında yayıncılıkta çok güzel şeyler oluyor. Çeviriler yapılıp kitaplar yazılıyor. Gazete ve dergilerde de yemek ve yemek kültürü konularına yer veriliyor. Aslında arz-talep meselesi. Bu durum insanların bilinçlendiğini, sağlıklı beslenmeye gün geçtikçe önem verdiğini gösteriyor. Bunda da benim bir katkım olduysa ne mutlu bana.

 


Yeniliklerden haberdar olun!

Lezzet’ten sürekli haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi girerek kaydolun!