ANASAYFA SÖYLEŞİLER SAHRAP SOYSAL

SAHRAP SOYSAL

Misafir odamızın şen kahkahası


“Misafir odası özenle hazırladığımız lezzetler, sevdiklerimize sevgiyle sunduğumuz bir mabettir” diyerek, kendi anılarını ve misafirin ne kadar kıymetli olduğunu tebessüm ettiren hikayelerle anlatan Sahrap Soysal’ı misafir odamıza davet ettik.

Misafir sizin için ne ifade ediyor?
Misafir benim için hayatımın her döneminde ve her zaman en kıymetlim olmuştur. Misafir ağırlayacağım zaman her şeyi unuturum. Evde çocukların yemeğini hazırlamak bile çıkar aklımdan. Hemen misafirime neler hazırlayacağıma odaklanırım çünkü benim onlara ikram edeceğim lezzetler onların seveceği şekilde hazırlanmalıdır. Buradaki hazırlıktan kastım gösterişli ve farklı olsun diye zorlanılmış şeyler değil. Yapacağımız hoş sohbetle birlikte onların damağında tatlı bir etki yaratmaktır tek isteğim. 

Misafirlerinizin seveceği şeyleri nasıl tahmin ediyorsunuz?
Çok kolay bir yöntemim var. Şimdi kolay diyorum ama bu yıllar içerisinde edinilen bir tecrübe aslında. Misafirlerim kadın mı, erkek mi, genç mi, benim yaş aralığımda ya da yaşlı mı? bu detaylara bakarım. Gelen konuklarım gençlerse şayet, gençler eti çok severler, mercimek köfteleri, börekler, bulgur köfteleri zengin salatalar gençlerin damak tadına her zaman uyar o yüzden onları hazırlarım. Gelen misafirlerim orta yaştaysalar ekseriyetle balık ve deniz ürünleri tercih ederler. Güzel bir mevsim balığı yanında enginar, hafif bir mevsim salatası orta yaş için hem hafif hem de lezzetlidir. Eğer çocuklarsa onlar için sağlıklı ve eğlenceli tabaklar ve özellikle de lezzetli kurabiyeler mutlaka soframda olur. Şayet yaşlı misafirlerime ikram edeceksem yumuşak poğaçalar güzel bir un ya da irmik helvası mutlaka yaparım. 

Çocukluğunuzda evinizin misafir odasından neleri hatırlıyorsunuz?

Misafir odaları eskiden bizim “salon” dediğimiz odalardı. Gündelik hayatımızı salonda değil, oturma odası dediğimiz daha küçük sade odalarda geçirirdik. Kapısı misafirden misafire açılan daha gösterişli, itinayla yerleştirilmiş eşyalarla döşeliydi. Her daim zaman temiz ve derli toplu olan bu oda, bir mabed gibi misafir geldiğinde açılır, bardaklardan çatal bıçaklara kadar tüm servis araç gereçleri de o gün misafir odasının dolaplarından çıkarılırdı.

Evinizde misafir odanız var mı?
Çocukluğumdaki tasvir ettiğim şekilde bir misafir odam yok. Sanırım bu modern hayatın bir dayatması olacak ki şimdilerde misafirlerimiz için sağlamaya çalıştığımız konforu kendimiz için de sağlamak istiyoruz. O yüzden salonumuzda yaşıyor ve konuklarımızı da en iyi şekilde salonumuzda ağırlamaya çalışıyoruz. Misafir odası mimarisi günümüzde değişti ama tabii ki misafir ağırlamak, benim için annemden gördüğüm kaidelerle hep yaşatacağım bir ritüel.

“Misafir önce tatlı dil ve güler yüz arar” diyorsunuz.
Evinizde ağırladığınız dostlarınız, iş arkadaşlarınız ya da komşunuz kim olursa olsun en çok sizin göstereceğiniz tatlı dil ve güler yüzden etkilenir. İkram ettiğiniz lezzetlerin tadına da ancak evinizde bu iki güzelliği bulursa varabilir. Misafirinize iyi gelecek bir sohbetle içilen çayın da tadılan lezzetlerin de kalıcılığı daim olur. 




Yine maziye uzansak neler hazırlardı anneniz misafirlerine?

Annemin misafir odasındaki hatıralarım bir kırk yıl öncesine gitmem demek. O yıllarda tabii ki şartlar şimdiki gibi değildi. Her şeyi bolca bulabileceğiniz ya da hemen hazırını alabileceğiniz bir ortam yoktu. Mahalle kasabına bile et, belirli günlerde gelirdi. Anadolu geleneklerine çok bağlı bir aileydik hala öyleyiz. Mutfakta telaşlı bir hazırlık olurdu. Mutlaka baklava açılırdı. Tepside su böreği sıcacık yenmeyi beklerdi. Gümüşhane Kelkit’te özellikle dolma çok meşhurdur. Annem lahana dolması mutlaka sarardı. Un helvası da yapılan bir diğer klasikti. 

Hatırladıkça tebessüm ettiğiniz bir misafir odası anınız var mı?

Yine kırk yıl önceydi. Elazığ’da yaşıyoruz o zaman. Annemin eskilerden çok meşhur bir çatal bıçak takımı vardı. Bir de babamın Almanya’dan getirdiği porselen şık bir takımımız vardı. O meşhur çatal bıçaklar özenle çıkarılır, gümüş parlatır gibi parlatılır, porselen tabaklar da servise dahil olur ve tüm ikramlar onlarla sunulurdu. Misafirler gidince özenle yıkanır, kurulanır üstüne bir de temiz bez peçetelere sarılır ve kaldırılırdı. 

Şimdilerde misafircilik biraz azaldı mı dersiniz?
Benim hayatımda azalmadı ama misafir sevmeyen insanlar çoğaldı bana göre. İnsanlar kapılarını kapatıp kendi hayatlarının derdine düşmüşler. Ah ne büyük bir yanılgı… Oysa şu tek kerelik hayatta insan ancak paylaştıkça birlikte yiyip içip güzellikleri bölüştükçe yaşadığının farkına varır.

Anadolu’da çok yer gördünüz misafirperverlik orada nasıl vücut buluyor?
Anadolu’da misafirperverlik eşsiz güzellikte. Benim için Anadolu’da misafir olduğum her hane insanların ikram ve ağırlama istekleri hoş sohbetleriyle birleşerek çok özel ve unutulmaz anılara ev sahipliği yapıyor.


Her ne kadar biz Sahrap Hanım’ı misafir odamıza davet etsek de, o da bize Gümüşhane’den gelen iki özel tat olan cevizli sucuk ve pestil ikram etti.


Kuskus salatası
Malzemeler

1 paket kuskus makarnası
Yarım demet fesleğen
Yarım demet nane
Yarım demet maydanoz
Yarım demet taze soğan
10-12 salatalık turşusu
Sosu için
Yarım su bardağı zeytinyağı
2 yemek kaşığı hardal
1 tatlı kaşığı mayonez
Yarım çay bardağı nar ekşisi
1 yemek kaşığı sumak ekşisi
1 limon
Tuz
Karabiber

Kuskusu haşlayın. Yeşillikleri kıyın. Turşuları küçük küp şeklinde doğrayın. Haşlanan kuskusu süzüp yeşillikleri ve turşuyu ekleyin. Sosu için gerekli olan bütün malzemeyi bir kasede karıştırın. Salatanın üzerine dökün. Turşu ile süsleyerek servis yapın.


Bi’lokmalık poğaça
Malzemeler

250 g tereyağı
2 yemek kaşığı toz şeker
3 yemek kaşığı yoğurt
150 g beyaz peynir
Yarım demet dereotu
2 çay kaşığı tuz
Aldığı kadar un
1 paket kabartma tozu
Üzeri için
1 yumurtanın sarısı
Çörek otu

Hamurun malzemelerini karıştırıp yoğurun. Sonrasında ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayarak şekil verin. Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine yerleştirin. Ardından üzerine yumurta sarısı sürüp çörek otu serpin ve fırına verin. 180 derecede 30-35 dakika pişirin. Afiyet olsun.


Mayonezli bayatlamayan kurabiye
Malzemeler

250 g tereyağı
1 küçük çay bardağı mayonez
1 çay bardağı pudra şekeri
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
Aldığı kadar un

Bütün malzemeleri bir yoğurma kabına alarak yoğurun. Hamuru tezgahta açın. Kurabiye kalıplarıyla şekil vererek önceden ısıtılmış fırında 180 derecede 20 dakika kadar pişirin. Rengi hafif pembeleşince fırından alın. Üzerine pudra şekeri serpip servis yapın.


Misafir odamızın ilk konuğu Sahrap Soysal’a “misafir odası” için bizden de küçük bir anı olsun istedik.


Yeniliklerden haberdar olun!

Lezzet’ten sürekli haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi girerek kaydolun!