ANASAYFA SÖYLEŞİLER OKUL YEMEKLERİ...

OKUL YEMEKLERİ...

Evde çocuğunuzun yediği yemekleri kontrol etmek çok kolay. Ama okulda, ne yer ne içer bu çocuklar. Sıkı takip etmekte fayda var.

Oğlan bu yaz çok büyümüş. Hem de ne büyüme! Sulak yerde ot gibi. Yaz tatilinden döndük, girebildiği çorabı bile yok. Türkiye’de ailenin elleriyle yedirdiği yemeklerden olsa gerek. Zaten Portekiz’de balık sevdasını iyice doyurdu. Yani yemesi bol bir yazdı. Okul açılmadan doktor kontrolüne gitmeleri gerekiyor Amerika’da çocukların. Doktoru enini boyunu ölçüp bilgisayarına koydu. Sonra çizelgeye şöyle bir bakıp hükmünü verdi: Çok sağlıklıdır. Boyu bütün Amerikan çocuklarının tam ortalaması- ki bizim gibi yerden bitme anne baba için devasa sayılır. Kilo Amerikan çocuklarının en üst yüzde onunda. Pehlivan! Biraz dobiş tarafta ama endişelenilecek birşey yok. Çünkü her tarafı kas oğlanın.
 
Vurdu mu deviriyor!
 
Evde yemekleri kontrol etmek kolay. Hem de eğer çocuğunuz benimki gibi önüne ne konulursa yiyen, salataya bayılan, iştahlı cinstense. Ama okulda? Ben çocukken okulda çıkan yemekleri çok severek yerdim. İştahlı değildim, ufak tefek ve inceydim. Ama yerdim. Çocuk yemekleri yapmazlardı benim okulumda. Aynen evde ne pişiriliyorsa ondan olurdu. Etli taze fasulye, pilav, cacık, şekerpare, patatesli İzmir köfte, bulgur... Çocuk menüsü yoktu restoranlarda. Çocuğa uygun birşeyler ısmarlanırdı, büyüklerin yediklerinden de denettirilirdi ki, köfte makarna ikilisinden çabuk kurtulsun çocuk. Sonraları bir Amerikan merakı başladı Türkiye’de. Amerikalılar’ın hiç bitmeyen adolesan çağına bir özenti belirdi. Restoranlarda ve okullarda da gösterdi etkisini. Çocuklara uygun yemek denilen birşey çıktı. Çocuk insan yavrusu olmaktan çıktı, bir çeşit inatçı, huysuz, damak tadından yoksun canavara dönüştürüldü. Yağ ve et ve hamurla ağzını tıkamazsak peşimize düşer de hepimizi haklar gibi! Benden çok küçük yaşta kardeşim okula giderken pizza ve hamburger menüsü diye bir şey çıkardılar. Şimdi sorarım size, anne babanızın önceden öğlen yemeği diye para ödediği semizotu yemeğini mi seçersiniz siz olsanız, yoksa harçlığınızdan verip kocaman, yağı damlayan bir pizza mı alırsınız? Okulların para kazanma endişesini farketmemek mümkün değil. Hem ailenin iyi ebeveyn olma hisleriyle oynayıp öğlen yemeğinden para kazanacaklar, hem de abur cubur satacaklar.
~
Kızkardeşimin arkadaşları, benim o yaşta çevremde görmediğim kadar şişmanlar. Büyükler bizlerin kolunu tutar, bu ne ayol, kuş kadarsın derlerdi. Şimdi çocuklara biraz az ye diyoruz.

Şimdi Amerika’da çocukları sağlıklı beslendirme çalışmaları var. Oğlumun okulunda- devlet okulu olmasına rağmen- yemek büyük bir mutfakta pişiriliyor. Biz şanslıyız, çoğu okulda yemek uçak yemekleri gibi, bir yerden getiriliyor, ya derin yağda kızartılıyor, ya da içinde yararlı ne varsa bayılana kadar mikrodalga da ısıtılıyor. Çünkü okulların parası yok. Orada pişirecek veya hatta daha iyi ısıtacak yerleri, çalışanları, bütçeleri yok. Bir bunlar var, bir de bizim gibi şanslılar. Bir de takıntı haline getirenler: Her şey illa mikrobiyotik, tam kepekli, az yağlı, vesaire, vesaire. Yemek yemek nasıl aşırı yağlı şeyleri televizyon başına oturup tıkınmaktı, yani ne bir zevki, ne bir özeni olmadan, en basit hisleri doyurmaktı, şimdi tam tersi, yine zevkini işin içinden çıkarıp otlatmaya çalışıyorlar çocukları. Halbuki yeme yemek bir ceza değildir. Her şeyden tadıyla, aşırıya kaçmadan yersin, olur biter. Ama bir çocuğun kafasına çocuk menüleri kakıp durursak, aman çocuklar hep muzur şeyler ister diye önlerinde dedikodularını yaparsak, yemekleri hazırlamaya yardım etmelerine izin vermezsek, her akşam ailece masada toplanıp, televizyonu kapatıp, güzel bir yemek yemeği ilke edinmezsek, siz istediğiniz kadar öğretin çocuklara ne yemekte kaç kalori var. Bu bilgi onların gündelik yaşamlarına geçmeyecek, kötü yediklerinde kendilerini suçlu hissedip daha da kötü yiyecekler, iyi yemeği de kuru ot yemek sanacaklar.


Yeniliklerden haberdar olun!

Lezzet’ten sürekli haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi girerek kaydolun!