Anadolu mutfağının asırlık mirası olan meyveli içecekler, hem sindirimi kolaylaştırması hem de doğal şeker kaynağı olması nedeniyle vazgeçilmez bir yere sahiptir. Ancak halk arasında sıklıkla birbirine karıştırılan komposto ve hoşaf, aslında hammadde ve hazırlanış biçimiyle birbirinden keskin bir şekilde ayrılır. Birçok kişi "yaş meyve-kuru meyve" ikileminde kalsa da, bu iki tarifin kökeni ve içeriği mutfak disiplininde net bir kurala bağlanmıştır. Genellikle ana yemeğin yanında yardımcı bir lezzet olarak sunulan bu içecekler, doğru meyve seçimiyle tam bir şifa deposuna dönüşüyor. Peki, komposto ve hoşaf arasındaki fark nedir?
Komposto, "karışım" anlamına gelir ve temel olarak taze meyvelerden hazırlanır. Mevsiminde toplanan elma, armut, şeftali, vişne veya erik gibi sulu meyvelerin şekerli suyla pişirilmesiyle elde edilen bu içecek, meyvenin diri yapısını korumasını gerektirir. Taze meyve kullanıldığı için pişirme süresi oldukça kısadır ve meyvelerin formunun bozulmaması için dikkatle takip edilmelidir. Soğuk servis edilen komposto, özellikle yaz aylarında harareti almasıyla bilinir. Taze meyvelerin vitamin değerini korumak için meyveler suya atılmadan önce suyun kaynamış olması mutfak sırlarından biridir.
Hoşaf kelimesi Farsça "hoş" (güzel) ve "ab" (su) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuş, yani "güzel su" anlamına gelir. Kompostodan en büyük farkı, tamamen kurutulmuş meyvelerle yapılıyor olmasıdır. Kuru üzüm, kuru kayısı, kuru incir veya kuru erik hoşafın ana maddeleridir. Kurutulmuş meyveler suyla buluştuğunda yeniden şişer ve aromasını suya çok daha yoğun bir şekilde bırakır. Osmanlı mutfağından günümüze kadar ulaşan hoşaf, özellikle pilav ve et yemeklerinin yanına en çok yakıştırılan eşlikçidir. Kuru meyvelerin doğal şeker oranı daha yüksek olduğu için hoşaf yaparken ilave edilecek şeker miktarı kompostoya göre daha kontrollü ayarlanmalıdır.
Komposto ve hoşaf arasındaki en temel fark, kullanılan meyvenin durumudur. Taze meyve varsa "komposto", kuru meyve varsa "hoşaf" denir. Hazırlanış süreleri de farklılık gösterir. Kuru meyvelerin yumuşaması daha uzun sürdüğü için hoşaf, kompostoya göre daha ağır ateşte ve daha uzun sürede pişer. Tat profili olarak bakıldığında, komposto daha hafif ve ferah bir lezzet sunarken; hoşaf, kurutulmuş meyvenin karamelize notalarını ve yoğunluğunu taşır. Görsel olarak ise kompostodaki meyveler daha parlak ve canlı görünürken, hoşaflar daha koyu ve doygun bir renk tonuna sahiptir. Gastronomik eşleşmelerde, komposto daha çok hafif tatlıların yanında, hoşaf ise ağır ana yemeklerin yanında tercih edilir.
İster komposto ister hoşaf yapın, içeceğinizin berrak ve iştah açıcı görünmesi için bazı kurallar değişmez. Meyvelerin dağılmaması ve suyunun bulanmaması için çok fazla karıştırılmamalı, şeker ise meyveler yumuşamaya başladıktan sonra eklenmelidir. İçerisine atacağınız bir adet çubuk tarçın veya birkaç diş karanfil, her iki içeceğin de aromatik dengesini bir üst seviyeye taşır. Pişirme işlemi bittikten sonra tencerenin kapağını hemen kapatmak yerine oda sıcaklığında ılınmasını beklemek, meyvelerin renginin kararmasını önler. Servis ederken içine atılacak taze nane yaprakları ise hem görsel bir şölen sunar hem de ferahlık etkisini artırır. Bu küçük detaylar, sıradan bir meyve suyunu gurme bir sofranın yıldızı haline getirmeye yeterlidir.
Şunlara da göz atın:
Erik Hoşafı Yapmanın Püf Noktaları
Hoşaf Tarifleri: Mevsim Meyvelerinden 14 Serinletici Hoşaf Tarifi