Bazı mutfak sırları, nesilden nesile aktarıldığı için hiç sorgulanmadan uygulanmaya devam ediyor. Oysa basit bir yöntem değişikliği, aynı yemeği daha kısa sürede ve daha iyi sonuçla hazırlamayı sağlayabiliyor. Doğru saklama, doğru pişirme ve doğru hazırlama teknikleri malzemelerin kalitesini doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle mutfakta öğrendiğimiz her alışkanlığın gerçekten en doğru yöntem olup olmadığını zaman zaman yeniden düşünmek gerekiyor.
Soğan doğrarken gözlerin yaşarmasının nedeni, kesme sırasında açığa çıkan uçucu bileşiklerdir. Bu maddeler gözle temas ettiğinde gözler kendini korumak için yaş üretir. Soğanı doğramadan önce kısa süre buzdolabında bekletmek, açığa çıkan bileşiklerin daha yavaş yayılmasına yardımcı olabilir. Keskin bir bıçak kullanmak da soğan hücrelerini daha az ezdiği için gözleri daha az rahatsız edebilir. Soğanı suyun altında doğramak da etkili olabilir ancak dokusunu ve aromasını bir miktar değiştirebilir. Yani yıllardır gözyaşı dökerek yaptığımız soğan doğrama işinin aslında birkaç küçük yöntemle çok daha kolay hale gelmesi mümkün.
Makarnayı haşladıktan sonra suyunu doğrudan lavaboya dökmek mutfakta sık yapılan alışkanlıklardan biridir. Oysa makarna suyu, içerdiği nişasta sayesinde sosları koyulaştırmak için kullanılabilir. Sosun içine birkaç kaşık makarna suyu eklemek, sosun makarnaya daha iyi tutunmasına yardımcı olur. Özellikle peynirli, domatesli veya kremalı soslarda bu yöntem oldukça işe yarar. Buradaki önemli nokta, makarna suyunun tuzlu olabileceği için sosun tuzunu buna göre ayarlamaktır. Böylece aslında çöpe giden bir mutfak artığını yemeğin lezzetini ve kıvamını geliştiren bir malzemeye dönüştürebilirsiniz.
Yumurtanın tazeliğini anlamak için mutlaka kırıp koklamanız gerekmez. Yumurtayı kabuğuyla birlikte bir bardak veya kase suya bırakarak basit bir kontrol yapabilirsiniz. Taze yumurta genellikle suyun dibinde yatay şekilde durur. Bekledikçe yumurtanın içindeki hava boşluğu büyüdüğü için yumurta daha dik durmaya veya yüzeye çıkmaya başlar. Ancak bu yöntem yumurtanın kesin olarak güvenli olup olmadığını tek başına göstermez ve şüpheli yumurtalarda koku, kabuk ve saklama koşulları da değerlendirilmelidir. Yani mutfakta yıllardır yalnızca tarihe bakarak yaptığımız tazelik kontrolünün yanında oldukça basit bir fizik kuralından da yararlanabiliriz.
Limonu doğrudan buzdolabından çıkarıp sıkmak, her zaman en fazla suyu elde etmenin yolu değildir. Limonu sıkmadan önce tezgâh üzerinde biraz bekletmek veya kısa süre ısıtmak meyvenin içindeki suyun daha kolay hareket etmesini sağlayabilir. Ayrıca limonu sıkmadan önce avucunuzun altında hafifçe yuvarlamak, iç dokularının gevşemesine yardımcı olabilir. Özellikle sert limonlarda bu küçük hareket fark edilir miktarda su elde etmenizi sağlayabilir. Limonu boyuna değil enine kesmek de sıkma işlemini kolaylaştırabilir. Böylece mutfakta küçük bir teknik değişiklikle aynı limondan daha fazla su çıkarabileceğinizi görebilirsiniz.
Şunlara da göz atın:
Su Böreğinin Sosuna Ne Konulur?