Steak, aslında sadece bir "et" değil, bir pişirme kültürüdür. Teknik olarak, hayvanın en değerli bölgelerinden (genellikle sırt ve bel) alınan, hızlı ateşte mühürlenerek içi sulu bırakılan kalın et dilimlerine denir. İyi bir steak'in sırrı, içindeki "mermerleşme" dediğimiz o ince yağ damarlarıdır. Bu yağlar pişerken eriyerek ete o eşsiz aromayı verir.
Steak denince akla gelen ilk lezzetlerden biridir. İstiridye veya kültür mantarlarının krema, sarımsak ve taze kekik ile sotelenmesiyle yapılır. Özellikle kalabalık sofralarda, etin yanında doyurucu bir seçenek olarak sunulur. Hafif aroması ile mideyi yormadan sofraları şölene çevirebilir.
Et yemeklerinin yanına çok yakışan patates püresi, tereyağı ve süt eklendiğinde kremsi bir dokuya oluşur. Özellikle etin altına patates püresi ile ince bir yatak yapabilir veya etin yanında küçük porsiyonlar halinde sunabilirsiniz. Üzerine biberiye veya kekik dalı ile dokunuş ekleyebilirsiniz.
Etin yanına hem renk hem de sağlık katar. Sadece zeytinyağı, tuz ve karabiberle çok az sotelenmiş kuşkonmaz, diri yapısıyla etin yumuşaklığına kontrast oluşturur. Izgara yerine fırında yapmak da mümkündür. Ancak lezzetini artırmak için kuşkonmazın üzerine sos ve limon dilimleri ekleyebilirsiniz.
Özellikle Amerikan tarzı steakhouse kültüründe çok yaygındır. Bol peynirli ve fırınlanmış bu makarna, yemeği tam bir "ziyafet" moduna sokar. Sade bir sunum yapmak istemeyenler, üzerini cherry domates ve fesleğen yaprakları ile süsleyebilir.
Eğer ağır garnitürler istemiyorsan, bol ekşili (nar ekşili), cevizli bir Gavurdağı veya bol limonlu, parmesanlı bir roka salatası etin yağlı yapısını dengeler ve damağınızı ferahlatır. Eğer roka salatası yapılacaksa, mevsim meyveleri ile salataya renk katılabilir.
Şunlara da göz atın;