Kış Hazırlıklarının Yıldızı Domates!

11 Eylül 2026, 14:26 tarihinde güncellendi.
Taze yaz domateslerinin güneşte olgunlaşmış kokusunu ve yoğun lezzetini kış boyunca mutfaklarımızda saklamak, nesilden nesile aktarılan en güzel mevsim hazırlıklarından biri. Yazın en bol ve lezzetli zamanında toplanan domatesler; kurutularak, salçaya dönüştürülerek, menemenlik hazırlanarak ya da farklı tariflerle kavanozlara doldurularak kış sofralarına taşınıyor. Üstelik domatesin mutfaktaki yolculuğu bununla da sınırlı değil; ketçaptan reçele uzanan birbirinden farklı seçeneklerle yazın bereketini uzun süre korumak mümkün. İşte, tel dolapları yazın izleriyle dolduracak nefis kışlık tarifler...
Kış Hazırlıklarının Yıldızı Domates!

Bugüne kadar onu hep sebze reyonunda aradıysanız, sıkı durun: Domates aslında özbeöz bir meyvedir! Bitki bilimine göre, çiçeğin kalbinden süzülüp çekirdeklerini içinde taşıyan her güzel şey meyve sayılıyor. Yani o çok sevdiğimiz sulu domatesler, aslında çilekten ziyade patlıcan ve biber gibi bir meyve ailesine üye.

Domatesin kökeni Güney ve Orta Amerika’ya, Aztek medeniyetine kadar uzanıyor. 16’ncı yüzyılda İspanyol fatihler tarafından Avrupa’ya taşınıyor. Avrupa’ya ilk ulaştığında domatese hiç de misafirperver davranılmıyor. Dönemin aristokratları, domatesi kurşun alaşımlı kalaylı tabaklarda yediklerinde, asit reaksiyonu yüzünden zehirleniyor ve suç domatese atılıyor. Bu yüzden ona ‘zehirli elma’ deniliyordu. Öte yandan İtalyanlar, renginden dolayı ona pomodoro (altın elma) derken, Fransızlar afrodizyak etkisine inanıp pomme d’amour (aşk elması) adını takmıştı. Uzun süre sadece saray bahçelerini süsleyen estetik ve tehlikeli bir süs bitkisi olarak kabul gördü.

Domates, Osmanlı mutfağına görece geç bir dönemde, 18’inci yüzyılın sonları ile 19’uncu yüzyılın başları arasında girmeye başlıyor. Özellikle İstanbul çevresindeki saray ve konak mutfaklarında kullanımının yaygınlaşması zaman alıyor. İstanbul’a ilk geldiğinde bugünkü gibi devasa, kıpkırmızı ve sulu değildi; kiraz boyutunda (çeri) ve çoğunlukla sarımsı ya da yeşildi. Kırmızılaşan domatesin ise çürüdüğü düşünülüyor ve çöpe atılıyordu. Zamanla zeytinyağlılar, sebze yemekleri ve soslarda kendine yer bulmasıyla birlikte bugün bildiğimiz Türk mutfağının temel bileşenlerinden biri hâline geldi.

Bugün taze yaz domateslerinin güneşte olgunlaşmış kokusunu kış boyunca evlerimizde saklamak, aslında bu asırlık yolculuğun en güzel geleneklerinden biri. İşte, tel dolapları yaz güzeliyle dolduracak nefis kışlık tarifler…

Kategoriler

Benzer Yazılar

Lezzet Logo