Greyfurt, sedef otugiller ailesinden gelen, ekşi ve acımsı tadıyla bilinen, vitamin deposu bir narenciye meyvesidir. İlk olarak 18. yüzyılda Jamaika'da tesadüfen (muhtemelen portakal ve pomelo meyvelerinin doğal melezlenmesiyle) ortaya çıktığı düşünülmektedir. C vitamini, lif ve antioksidanlar bakımından oldukça zengin olan bu meyve, bağışıklık sistemini desteklemesi ve metabolizmayı hızlandırmasıyla tanınır. Ancak greyfurt, diğer narenciyelerden farklı olarak çok güçlü kimyasal bileşenler içerir. Bu yüzden, greyfurt tüketirken bazı noktalara dikkat etmek gerekir.
Greyfurt, karaciğerde ve bağırsaklarda ilaçların parçalanmasını sağlayan bir enzimi geçici olarak bloke eder. Bu durum, aldığınız ilacın vücutta olması gerekenden çok daha yüksek dozda birikmesine ve ilaç zehirlenmesine yol açabilir. Tansiyon, kolesterol, kalp ritmi ve bazı antidepresan ilaçları kullananların greyfurt tüketmeden önce mutlaka doktoruna danışması gerekir; çünkü tek bir bardak greyfurt suyunun etkisi vücutta 3 güne kadar sürebilir.
Greyfurtun asit oranı oldukça yüksektir. Özellikle reflü, gastrit veya ülser gibi mide rahatsızlıkları olan kişilerde asit salgısını artırarak mide yanması, ekşime ve göğüste ağrıya neden olabilir. Bu tür hassasiyetleri olan kişilerin greyfurtu aç karnına tüketmekten kaçınmaları önerilir.
Yüksek sitrik asit içeriği nedeniyle greyfurt, diş minesini aşındırabilir ve dişlerde hassasiyete yol açabilir. Meyveyi tükettikten veya suyunu içtikten hemen sonra dişleri fırçalamak yerine, ağzı suyla çalkalamak veya fırçalamak için en az 30 dakika beklemek diş sağlığını korumak adına daha güvenlidir.
Şunlara da göz atın;
Greyfurt Nasıl Yenir, Faydaları Nelerdir?