Aşure: Bir Bereket Ritüeli

08 Temmuz 2026, 10:17 tarihinde güncellendi.
Nuh’un Tufanı’ndan Mezopotamya’nın ilk tarım ritüellerine, Melceü’t-Tabbâhîn’deki unutulan baklalı tariflerden günümüze... Anadolu’da uzun yıllardır bolluğun, paylaşmanın ve toplumsal dayanışmanın sembolü: Aşure.
Aşure: Bir Bereket Ritüeli

Muharrem ayı geldiğinde Anadolu’nun birçok evinde aynı hazırlık başlar. Kimi evlerde fasulye ve nohut ağırlıktadır, kimi evlerde kuru incir, kayısı ve üzüm öne çıkar. Nar, ceviz, fındık, tarçın ve susam ise çoğu zaman son dokunuşu oluşturur. Tarifler değişse de değişmeyen şey aşurenin paylaşılma biçimidir. Aşurede kullanılan malzeme sayısı bölgeden bölgeye değişse de temel fikir aynıdır: Farklı ürünlerin aynı kazanda buluşması. Bu nedenle aşure, Anadolu’da uzun yıllardır bolluğun, paylaşmanın ve toplumsal dayanışmanın sembolü olarak kabul edilir.

aşure

Nuh’un Gemisinden Günümüze

Aşurenin en yaygın bilinen hikâyesi Hz. Nuh’un tufanına dayanır. Rivayete göre gemi Cudi Dağı’na ulaştığında elde kalan son erzaklar bir araya getirilerek ortak bir yemek hazırlanır. Buğday, bakliyat ve kuru meyvelerin buluştuğu bu yemek zamanla bereketin sembolüne dönüşür. Ancak aşurenin kökeni yalnızca dini hikayelerle açıklanmaz. Yemek tarihçisi Priscilla Mary Işın’a göre aşure, buğday kültürünün geliştiği Mezopotamya coğrafyasına kadar uzanan çok daha eski bir geleneğin devamıdır. Tarıma geçişle birlikte ortaya çıkan bereket ritüelleri, zaman içinde farklı inanç ve kültürlerle birleşerek bugünkü aşure geleneğini şekillendirmiştir.

Osmanlı’da Aşure

Osmanlı mutfak kayıtları aşurenin bugün bildiğimizden daha farklı yorumlarının da bulunduğunu gösterir. 1844 yılında yayımlanan Mehmet Kâmil’in Melceü’t-Tabbâhîn adlı eserinde aşure; buğday, bakla, fasulye ve pirincin bal ya da şekerle tatlandırıldığı bir yemek olarak tarif edilir. 1924 tarihli Hadiye Fahriye Hanım’ın tarif kayıtlarında ise kuru hurma, üzüm, gül suyu ve çeşitli yemişler yer alır.

aşure

Aşurenin Unutulan Malzemesi Bakla

Araştırmacı şef Yunus Emre Akkor’a göre aşurenin eski tariflerinde bakla önemli bir yer tutar. Osmanlı kaynaklarında da rastlanan bu kullanım, aşurenin yalnızca kuru meyve ve yemişlerden oluşan bir tatlı değil, tahıllar ve bakliyatlar üzerine kurulu bir bereket yemeği olduğunu gösterir.

Aşure Hakkında Az Bilinenler

  1. Aşure, kökeni en eski yemek geleneklerinden biri olarak kabul edilir. Temel malzemesi olan buğday nedeniyle, Mezopotamya’daki ilk tarım topluluklarına kadar uzanan bir geçmişe sahip olduğu düşünülür.
  2. Bugünkü kadar tatlı değildi. Osmanlı dönemindeki bazı tariflerde aşure, yoğun şekerli bir tatlıdan çok tahıl ve bakliyat ağırlıklı bir bereket yemeği niteliği taşırdı. Bal ve pekmez, şekerden daha yaygın kullanılırdı.
  3. Aşurenin belirlenmiş bir malzeme sayısı yoktur. Halk arasında sıkça dile getirilen “7, 12 ya da 41 çeşit malzeme” inanışlarına rağmen tarihî kaynaklarda zorunlu bir sayı bulunmaz. Kullanılan malzemeler bölgeye ve döneme göre değişiklik gösterir.
  4. Nar, aşurenin en eski malzemelerinden biri değildir. Günümüzde vazgeçilmez kabul edilse de Osmanlı tariflerinde daha çok badem, fındık, kuş üzümü, tarçın ve gül suyuna rastlanır.
  5. Aşure yalnızca Türkiye’ye özgü değildir. Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Orta Doğu’dan Doğu Akdeniz’e kadar geniş bir coğrafyada benzer tahıl ve bakliyat karışımlarıyla hazırlanan geleneksel yemekler bulunur.
Kategoriler
Lezzet Logo