ANASAYFA YAZARLAR PINAR AYLİN KUTSAL BİLGE AĞAÇ: ZEYTİN

KUTSAL BİLGE AĞAÇ: ZEYTİN

Binlerce yıl yaşayabilen, meyvesiyle doyurabilen, yağıyla şifa ve ışık olabilen, her türlü fırtınada bile köklerinden kuvvet alıp sapasağlam durabilen...
Kutsal bilge ağaç...

Tanrı Ra'nın aydınlanma simgesi, antik Yunan'ın Tanrısal imgesi, kesilmesi halinde ölüm cezası verilecek kadar korunmaya alınmış efsanesi...


Biz yokken varolmuş, biz varken varolmaya devam eden ama en önemlisi bizden sonra da varolacak muhteşem, kudretli ulu ağaç!


Zeytin bütün ağaçların ilkidir...


"Olea prima omnium arborum est.."   


Bolluğun bereketin, bilgeliğin, adaletin ve yeniden doğuşun simgesi, bir ağaçtan çok bir kültür ateşesi!. Zeytin ağacı tüm medeniyetlerde kimi zaman barışın, kimi zaman güzelliğin, kimi zamansa zaferin sembolü olmuş, ama istisnasız hep bir hikaye anlatmış, anlam katmış. 


Tüm dinlerin kutsal kitaplarında adı geçen beş ağaçtan biri zeytin; nar, hurma, incir ve üzümle birlikte...


Tufandan sonra yaşamın sürdüğünü anlamak için Nuh'un gönderdiği güvercin ağzında zeytin dalıyla döndüğünden, yok oluşa karşı direnci, umudu ve ölümsüzlüğü simgelemiş.


Mardin, Antep taraflarından başlayıp, Akdeniz ve Ege'de devam etmiş zeytinin sonsuz yolculuğu.


Tüm eski medeniyetlerden bize el sallarken bazen sürprizlerini de beraberinde getirmiş... 

Mesela siz hiç dalında kendiliğinden 'olan' zeytin bilir misiniz? Hem de tadı nefis, kendine has, benzersiz. Biz İzmirlilerin - şekli siyahtan kahveye dönerken hafif buruşup benzediği için - adına 'hurma' dediğimiz. İddiası sadeliğinde gizli, sonradan yapılması gereken hiçbir işleme ihtiyaç bırakmayan. Küçükken de çok sevdiğim ama bu kadar 'özel' olduğunu bilmediğim...


Öyle ki sadece Karaburun-Urla yarımadasında yetişen bu tür, ufak tefek emsalleri olsa da lezzetiyle fark yaratmış, dalında bir gecede esen sihirli rüzgarla acıdan tatlıya dönüşmesi ise onu benzersiz kılmış. Düşünsenize denizden bir rüzgar esiyor, hafif bir sis iniyor ve bir gün önce acı olan siyah zeytin, bir gün sonra tatlanıp, lezzetlenip, kendiliğinden yemeye hazır hale geliyor! Doğa mucizelerini beraberinde taşırken, bunları görüp görmemek, fark edip etmemek de genelde bizim inanç ve bilinç seviyemizle do��ru orantılı şekilleniyor.


Maalesef her geçen sene iklim değişiklikleri ve diğer 'insan' kaynaklı sebeplerle hasat miktarı düşse de, yine de bu bölgede aslında güzel şeyler de oluyor...


'Altın renkli şifa' zeytinyağı hakettiği değere kavuşuyor, bölgede Türkiye'yi Dünya'da temsil eden özel ve butik markalar oluşuyor. Bunlardan biri eski Çeşme yolu üzerinde Uzunkuyu mevkiinde 20 dönüm arazi üzerine kurulmuş Türkiye'de ilk ve tek olan, Köstem Zeytinyağı Müzesi @kzmurla ve kendi markası, ki sevgili Dr. Levent Köstem'in zeytine olan tutkusu ve adanmışlığı ile hayata geçirilmiş, bir diğeri de Urla Bademler köyündeki Hiç Zeytin Ormanı ve Hiç Zeytinyağı ile zeytine olması gereken itibarını geri veren @hicurla.

Her ne kadar Ege'de suyun karşı yakası her şeyi olduğu gibi zeytini de daha çok sahiplenmiş olsa da, bizler de artık organik ve doğal olanın peşinde, sahip olduklarımızın daha çok farkında olup, kıymetini biliyoruz. 


Zeytin aslında tüm doğa gibi bize bir şeyler anlatıyor, hatta dinlemeyi bilirsek öğretiyor... Bir sene meyve veren, diğer sene vermeyen haliyle beklemeyi ve sabrı, köklerinin sağlamlığıyla kendini derinleştirerek güçlenmeyi ve kalıcılığı, yağındaki şifayla aslında her derdin çaresinin doğada olmasını, yaradılıştaki mucizeyi ve sadelikteki sırrı.


Ve biraz daha yaklaşırsak, "Herkese aidim ve kimseye ait değilim. Siz gelmeden önce buradaydım, siz gittikten sonra da burada olacağım." diyerek fısıldıyor.


Yeniliklerden haberdar olun!

Lezzet’ten sürekli haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi girerek kaydolun!