ANASAYFA SÖYLEŞİLER CENK DOĞAR

CENK DOĞAR

İşini aşkla yapan genç yetenek

Farklı tarifleri eğlenceli uslubuyla sunduğu matrak yemek programı “İşşşte Bu”, ve saray mutfağından Anadolu’nun unutulmaya yüz tutmuş tariflerine kadar mutfağımızın geçmişine ışık tutan program “Unutulmuş Reçeteler”in sunucusu Cenk Doğar’la favori mekanlarımdan dediği Ranchero’da hem özel lezzetleri tattık hem de eğlenceli bir röportaj gerçekleştirdik.


Ekranların en genç şeflerindensiniz. Mutfakla tanışma hikayeniz nasıl oldu?
Çocukluktan beri yemek yapmaya hep meyilliydim. Daha doğrusu aç kalmamak adına kolayca birşeyler hazırlama yeteneğim küçüklükten gelişti. Çalışan anne baba çocuğuyum sanırım o yüzden erken yaşta mutfakla tanışmam kaçınılmaz oldu. Daha sonra Avusturalya’da öğrencilik dönemim başladı. O dönem aslında yalnız yaşama geçişin en sert halini yaşamaya başladım diyebilirim. Öyle ki kendimi bir dönem ayak serçe parmağımla konuşurken buldum Allah’tan monologtu diyalog olsa durum feci olabilirdi. Şaka bir yana yurt dışında yalnız geçen bu öğrencilik beni çalışma hayatına sürükledi ve ben bir restoranda bulaşıkcı olarak işe başladım. 19 yaşındaydım ve profesyonel mutfakla aslında ilk orada tanıştım. Bulaşıkhanedeydim ama şefe sürekli yemeklerle ilgili sorular soruyordum. Daha sonra bana mutfağa geçmek ister misin dediler ve mutfakla ilk ciddi yakınlaşmam böylece başlamış oldu. Hızlı ve yoğun deneyimli bir çalışma yaşamı bugün şeflikle ilgili şuanki konumumu belirledi diye düşünüyorum.

“Mutluluk benim için kameranın önünde” diyorsunuz. Buna karar verişiniz nasıl oldu?
Mutlulukla ilgili arayışım büyük hedefler büyük hırslar üzerinden beslenmedi hiçbir zaman. Benim için mutluluk içinde bulunduğum andan ve yaşadığım deneyimden ibaret. Kameralarla tanıştığım ilk anda o kameranın önünde olmanın beni mutlu ettiğini anladım ve kamera arkasında yapacağım iş her ne olursa olsun beni çok da mutlu eden bir iş olmayacak bunu farkettim.

Televizyon maceranız ünlü bir makarna markasının reklam yüzü olmanızla başladı. Kamera önü mutluluk hissi ilk bu işle başladı diyebilir miyiz?
Kesinlikle diyebiliriz. Çünkü markayla birçok çekim yaptıktan sonra hala sohbetimin çok iyi olduğu markanın ileri gelen yöneticileri beni daha stratejik tarafta tutmak istediler ve ben bir süre onlara bu konuda yararlı olmaya çalıştım ama kamera arkası bana göre değildi ve yolları ayırmamızın daha iyi olacağına karar verip el sıkışarak yollarımızı ayırdık.

Siz yaptığınız yemek programında özellikle sunum tarzınızla dikkat çekiyorsunuz. Bu bir nevi oyunculuktan gelen bir meziyet mi?
Oyunculukla ilgili aldığım tüm eğitimler, rol aldığım reklam filmleri ve farklı projelerde yaptığım sunuculuk deneyimleri aslında yaptığınız işi en iyi şekilde sunmam gerekliliği konusunda bana çok yardımcı oldu ve olmaya devam ediyor. İyi bir oyuncu olma üzerine kendime kattığım her eğitimi her yeni bilgiyi sürekli artırarak bir önceki günden daha iyi bir seviyeye taşıma heyecanımı hiç kaybetmiyorum ve bu benim için sadece kariyer sağlama projesi değil bir yaşam amacı.

Her gerçek şefin içinde bir oyuncu ve bir de yönetmen vardır diyorsunuz
Öyle olduğuna canıgönülden inanıyorum. Yemek yapmak büyük meziyet bu asla tartışılmaz ama günün sonunda yaptığınız yemeği güzel bir sunumla sunmadığınızda ne kadar lezzetli olursa olsun ilgi görmeyecektir. Popüler olmuş yerli yabancı şeflere bir bakın hepsi samimi sıcak ama bir parça oyunculuk yeteneğiyle sunarlar tariflerini. O tarifi herkes kolayca yapabilir belki, ama herkes aynı şekilde ilgi çekici bir sunumla sunamayabilir. Tabii burada oyunculuktan kastım yapay ve olmadığı biri gibi değil tamamen samimi, esprili, sıcak ve eğlenceli bir rol sergilemek.

Farklı tarifler hazırlama üzerine konseptli “İşşşte Bu” ve tarihi çok eskilere dayanan “Unutulmuş Reçeteler” adlı iki program yaptınız. Bambaşka iki format zor olmadı mı?
Şu an Unutulmuş Reçeteler programımız devam ediyor ve evet bir dönem yayınlanan işte bu formatları gereği bambaşka iki ayrı iş. Ama diyorum ya yaptığınız tarifler birbirinden çok farklı olabilir önemli olan onu içeriğine uygun biçimde sunmak. Bu da biraz oyunculuk meziyetiyle gerçekleşiyor. İşte bu format gereği kısa sürede hazırlanan çalışan yalnız yaşayan insanlara bekar erkeklere daha uygun kısa sürede hazırlanan tarifleri paylaştığım bir programdı. Enerjisi de yüksekti doğal olarak. Esprili rahat bir sunum gerektiriyordu ve ben de öyle sundum. Unutulmuş reçeteler ise daha ciddiyet gerektiren bir anlatım istiyordu. Osmanlı saray mutfağından ya da Anadolu’nun çok eski yerleşim yerlerinden tarifleri sunuyorsunuz ve bunun için sunumunuz biraz daha ağır olmalı. Dolayısıyla ikisinde bambaşka iki Cenk vardı.

Evde mutfakla aranız nasıl?
Bir yılı geçkin süredir evliyim ve genelde mutfakta zaman geçirmekten zevk alırım. Bu durum eşimi çok mutlu ediyor tabii ki. Program dışı zamanlarda benim evde geçirdiğim serbest zamanlar eşimden daha fazla olabiliyor dolayısıyla ben de mutfakta keyifli birşeyler hazırlamayı seviyorum. Çok deneysel takıldığımı söyleyemem ama örneğin bir tavuk parçası var ve onu olduğu gibi pişirip yemektense üzerine bir sos ya da altına bir püre hazırlayarak pişirmeyi tercih ediyorum.

Gelelim misafir odası anılarınıza. Aklınızda kalan misafir oda detayları var mı?
Birçoğumuzun çocukluğunda tecrübe ettiği kapısı kapalı sadece misafire açılan o meşhur misafir odası bizim evde de vardı. Ve ben o odanın kapalı olup günlük hayatta bizim girmemize izin verilmemesine çocukluğum boyunca hep kızdım. Tabii ben subay çocuğu olduğum için özellikle subay ailelerin bir araya geldiği gazinoları da çok net hatırlıyorum. Sanırım misafirlik hadisesi evlerden çok o gazinolarda ailecek biraraya gelinerek gideriliyordu. Ama ev oturmaları tabii ki ayda bir mutlaka olurdu. Annem çalışan bir kadın olmasına rağmen kısa sürede sayamayacak kadar çok çeşit tarif hazırlayabiliyordu. Onun mutfakta bir saat geçirip baştan sona dolu bir masa hazırlamasını şaşkınlıkla izlediğimi hatırlıyorum.

Eşinizle misafiriniz çok olur mu?
Biz misafir ağırlamayı çok severiz. Hatta yemek takımları özel sunumlar şeklinde hazırlıklardan da hem o hem de ben büyük keyif alırız. Ama ikimizin de misafir ağırlarken aradığı tek konfor yanlarında rahat hissettiğimiz misafirlere kapımızı açma konforudur. Evimize gelen misafiri en iyi şekilde ağırlama istediğimiz hiç değişmez ama beklenti olarak gelen misafirlerin evimizin bir ferdi rahatlığında olmasını isteriz.

Son olarak oyunculuk kabiliyetiyle birleşen bir şeflik serüveninin nasıl devam etmesini istersiniz?
En başta dediğim gibi mutfak benim keyif alarak zaman geçirdiğim ve yaptıklarımı ekran önünde paylaşmaktan büyük zevk aldığım bir alan. Ama benim için en öncelikli durum hayatım boyunca kamera önünde olmak. Bunun içinde oyunculuk kariyerimi besleyecek her projeye sıcak bakıyorum. Dizi ve sinema projelerinden tutun bana keyif vereceğini düşündüğüm formattaki sunuculuk tekliflerine kadar oyunculuğumun cazip bulunduğu her teklife açığım.

Cenk Doğar'ın menüsünden sizler için seçtikleri


Taco Fuerte
3 mısır tortillası
45 g göbek marul
75 g haşlanmış dana eti veya tavuk gögüs eti
45 g acı sos
15 g rendelenmiş kaşar peyniri
30 g salsa sos
15 g krema

Mısır tortillalarının yanmaz bir tavada her iki tarafını hafifçe kızartın. Ortalarından ikiye katlayarak U şekli verin. Yıkayıp süzdüğünüz göbek marulu ince şeritler halinde doğrayın. Ayrı bir yerde haşladığınız et ya da tavuk göğüs etini küp şeklinde doğrayın. Daha sonra sırayla et, kaşar peyniri, acı sos, salsa sos ve kremayı ilave ederek servis edin.


Enchiladas Chilangas
3 un tortillası
15 g yer fıstığı ezmesi
3 biber
1 soğan
60 g haşlanmış dana eti
30 g rendelenmiş kaşar peynir
95 g chilaca sos
8 g krema
10 g eritilmiş çedar peynir

3 adet tortillayı önce mikrodalgada ısıtın. Tortillaların bir yüzüne yer fıstığı ezmesini sürün. Küp doğradığınız soğan ve biberleri tencereye alın. Kuşbaşı doğranmış eti ilave edin. Yeterli miktarda su ekleyerek haşlayın. Biber ve soğanla haşladığınız eti kenara alarak soğumaya bırakın. Bir yüzüne yer fıstığı sürdüğünüz tortillaların arasına haşlanmış et, rendelenmiş kaşar peyniri ve chilaca sosu ekleyip rulo şeklinde sarın. Hazırladığınız tortilla rulolarını fırın tepsisine alarak önceden ısıtılmış 180 derece fırında 10 dakika pişirin. Servis tabağına aldıktan sonra üzerine tekrar chilaca sosu, eritilmiş çedar peyniri ve kremayla süsleyerek servis yapın.


Metate
200 g bonfie et veya tavuk gögüs eti
3 yemek kaşığı Ayçiçek yağı
40 g soğan
40 g mantar
20 g krema
150 g kibrit şeklinde doğranmış patates
Tuz
Karabiber

Geniş bir tavada Ayçiçek yağını kızdırın. Bonfile eti ya da tavuk göğüs etini kuşbaşı şeklinde doğrayarak tavada soteleyin. Sırasıyla, yemeklik doğradığınız soğan, küp doğranmış mantar ve baharatları ekleyerek sotelemeye devam edin. Kremayı ilave edip tüm malzemeyi karıştırarak 10 dakika daha pişirin. Ayrı bir tavada kibrit şeklinde doğradığınız patatesleri kızartıp kenara alın. Servis tabağına aldığınız metatelerin üzerine patatesleri ekleyerek servis yapın.

Bizi nefis yemekleriyle ve güleryüzlü ekibiyle ağırlayan tabir yerindeyse kendimizi evimizde gibi hissetmemize vesile olan Ranchero’ya teşekkürler.


Yeniliklerden haberdar olun!

Lezzet’ten sürekli haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi girerek kaydolun!