Sinkonta, Osmanlı mutfağından günümüze ulaşan, özellikle zeytinyağlı sebze yemekleri arasında yer alan geleneksel bir yemektir. En yaygın haliyle bal kabağı, patlıcan, kabak veya fasulye gibi sebzelerin; soğan, sarımsak, zeytinyağı ve domates ile birlikte çok kısık ateşte, kendi suyunda pişirilmesiyle hazırlanır. Sinkontayı diğer zeytinyağlılardan ayıran temel özellik, sebzelerin önceden kızartılmaması ve yemeğin susuz ya da çok az suyla pişirilmesidir.
Sebzeler pişmeden önce tuzlanırsa fazla su salar ve yemeğin kıvamı bozulur. Tuz eklemek için pişmenin sonuna yaklaşmak en doğrusudur.
Sinkonta aceleye gelmez. Sebzelerin yavaş yavaş yumuşaması ve aromaların birbirine geçmesi için mutlaka kısık ateşte pişirilmelidir. Geleneksel sinkontada su ya hiç eklenmez ya da yalnızca birkaç kaşık kullanılır. Sebzeler kendi suyuyla pişmelidir.
Bir kısmını pişirme başında, kalanını ise ocaktan almadan hemen önce eklemek yemeğin aromasını belirgin şekilde artırır.
Sık karıştırmak sebzelerin dağılmasına neden olur. Tencereyi hafifçe sallamak yeterlidir.
Sinkonta, piştikten sonra dinlendikçe güzelleşen bir yemektir. Ilık ya da soğuk servis edildiğinde lezzeti daha net ortaya çıkar.
Şunlara da göz atın;
Zeytinyağlı barbunyanın püf noktaları
Zeytinyağlı bamyanın püf noktaları