Son yıllarda oldukça popüler bir turizm konseptine dönüşen gastronomi odaklı seyahatlerden birindeydim geçen hafta. Ünlü şeflerimizden Doğa Çitçi'nin Sherwood Exclusive Kemer'de gerçekleştirdiği bu özel etkinlikte tam anlamıyla bir lezzet şöleni yaşandı diyebilirim.
Buyurun, ayrıntılara...
Önce Hitit ekmeklerinden bahsetmek istiyorum. Hitit mutfağından ilham alınarak hazırlanan NINDA.LAL Bezelyeli Ballı Ekmek, NINDA.LAL Haşhaşlı Ballı Ekmek ve NINDA.GUR.RA Koyun Peynirli & İncirli Ekmek, binlerce yıllık Anadolu ekmek kültürünü günümüze taşıdı.
Tadım atölyelerinin öne çıkan bölümlerinden biri ise dondurmaydı. Doğa Çitçi, Anadolu'nun geleneksel dondurma kültürünü aktarırken, endüstriyel üretim anlayışından farklı olarak gerçek hammaddelerin, mevsimselliğin ve doğal aromaların önemine dikkat çekti. Bucak salebi, menengiç ve yöresel süt ürünleri kullanarak hazırladığı modern sunumlar büyük ilgi gördü. Scoop dondurma anlayışıyla hazırladığı dondurmalar, katkı maddelerinden uzak, ürünün doğal lezzetini öne çıkaran bir felsefeye sahipti.
Etkinlikler kapsamında en çok tüketilen içeceklerden biri de soğuk menengiç kahvesiydi. Çitçi, yüzyıllardır özellikle Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz coğrafyasında kahve olarak tüketilen menengiçi modern kahve kültürüyle buluşturdu. Ünlü kahve zincirlerinin buzlu kahvelerini aratmayacak kadar başarılı olan bu kahve kokteyli, menengiçin doğal ve yoğun karakterinin buzla mükemmel uyumunu gözler önüne serdi.
Bahsettiğim bu iki atölye beni en çok etkileyen bölümlerdi. Çünkü yerel ürünlerin çağdaş sunum teknikleriyle yeniden yorumlanması, Anadolu'nun zengin gastronomi mirasına farklı bir bakış açısıyla yaklaşmanın en güzel örneklerinden biriydi.
İstanbul Boğazı'nın büyüleyici manzarasına karşı konumlanan Goyo Seafood, Kuruçeşme'de gastronomi dünyasına güçlü bir giriş yaptı. Uzun zamandır bu kadar lezzetli deniz ürünleri yemediğimi söylesem abartmış olmam. Modern Türk deniz mutfağını Akdeniz dokunuşlarıyla harmanlayan restoranın, şehrin en gözde lezzet duraklarından biri olacağı kesin. Menüde yer alan her tabak; ustalık, yaratıcılık ve şıklığın buluştuğu özel bir lezzet yolculuğuna dönüşmüş.
İstanbul'un en özel noktalarından birinde konumlanan Goyo Seafood, sadece yemek değil; manzarası, müziği, servisi ve atmosferiyle de çok katmanlı bir deneyim vadediyor. Mutfağın başında ise eli çok lezzetli şeflerimizden Murat Taşdemir var. Menüdeki her tabak oldukça iddialı. Bunların başında hiç şüphesiz köz ateşinde ağır ağır pişen ızgara ahtapot geliyor. Yanında servis edilen ipeksi portakal püresi, tabağı adeta bambaşka bir seviyeye taşıyor.
Benzer şekilde deniz tarağı da oldukça başarılı. Şef, tarağı çilek ve nane salatasıyla servis ederek alışılmışın dışında ama son derece dengeli bir lezzet yaratmış. İstanbul Salatası da moleküler dokunuşlarla yeniden yorumlanarak menünün öne çıkan tabakları arasında yer alıyor. 400 derecelik kapalı Josper fırında, geleneksel kömür ızgarası tekniğiyle pişirilen levreği de atlamamak gerekiyor. Şef, balığı konfi pırasa ve Ege otlarından hazırlanan özel bir sos eşliğinde servis ediyor.
Goyo Seafood'un öne çıkan detaylarından biri de moleküler tekniklerle hazırlanan özgün kokteylleri. Lezzet, manzara ve şıklığın aynı masada buluştuğu Goyo Seafood, Boğaz gecelerine yeni ve iddialı bir yorum katıyor.