Mandalina, turunçgiller ailesinin en sevilen üyelerinden biri olan, genellikle kış aylarında tezgahları süsleyen turuncu renkli ve hoş kokulu bir meyvedir. Portakalın daha küçük, daha tatlı ve genellikle daha kolay soyulan bir akrabası olarak bilinir. İçeriğindeki yüksek C vitamini, lifler ve antioksidanlar sayesinde bağışıklık sistemini destekleyen bir sağlık deposudur. Aslen Güneydoğu Asya kökenli olan bu meyve, ince kabuklu yapısı ve dilimli formuyla doğanın bize sunduğu en pratik atıştırmalıklardan biridir.
Mandalinayı soyduğunuzda dilimlerin üzerinde kalan o ince beyaz iplikçikler (albedo tabakası), aslında meyvenin en değerli kısımlarından biridir. Bu lifler, sindirim sistemini düzenleyen ve tokluk hissi veren yoğun pektin içerir; ayrıca kolesterolü dengeleyici özelliklere sahiptir, bu yüzden onları ayıklamadan tüketmek çok daha sağlıklıdır.
Mandalina kabuğu, meyvenin kendisinden çok daha fazla uçucu yağ ve antioksidan barındırır. İyice yıkadığınız mandalinaların kabuklarını kurutup kış çaylarınıza ekleyebilir veya rendeleyerek kek ve kurabiyelerinize eşsiz bir aroma katmak için doğal bir lezzet verici olarak kullanabilirsiniz.
Bir mandalinanın büyüklüğü her zaman daha iyi olduğu anlamına gelmez. Elinize aldığınızda boyutuna göre daha ağır hissettiren mandalinalar, su oranı daha yüksek ve daha taze olanlardır; hafif olanlar genellikle kurumuş veya içi boşalmış çıkabilir.
Mandalina küçük ve yemesi kolay olduğu için bir oturuşta çok fazla tüketilebilir. Ancak mandalinanın glisemik indeksi portakala göre biraz daha yüksek olabilir ve fazla tüketimi meyve şekerinden dolayı kan şekerini hızla yükseltebilir veya asitli yapısı nedeniyle mide hassasiyeti yaratabilir; günde 2-3 adet tüketmek idealdir.
Şunlara da göz atın;
Mandalina Hangi Mevsimde Yetişir?
Mandalinayla Yapılan 13 Nefis Tarif