Haydari, Türk mutfağının en sevilen, en karakteristik ve sofraların vazgeçilmez başlangıçlarından biri olan soğuk bir mezedir. Genellikle ana yemek öncesinde iştah açıcı olarak servis edilir. Yoğun kıvamı, ferahlatıcı aroması ve keskin tadıyla bilinir. Pek çok kişi haydariyi sadece "yoğurtlu bir meze" olarak görse de, onu basit bir cacık veya süzme yoğurtlu mezeden ayıran çok temel farklar ve bileşenler vardır.
Gerçek ve geleneksel haydarinin içinde mutlaka peynir kullanılır. Hatta haydarinin lezzetli olmasını sağlayan en önemli püf noktalarından biri, içinde kullanılan peynirdir. Haydarinin o damakta iz bırakan, hafif pütürlü ve zengin dokusunu veren şey beyaz peynirdir. Genellikle tam yağlı hafif sert beyaz peynir kullanılır.
Haydari, kaşığa aldığınızda akmayan, tabağa koyduğunuzda formunu koruyan "tok" bir mezedir. Süzme yoğurt her ne kadar katı olsa da tek başına bu direnci sağlayamaz. Beyaz peynir, ezilip yoğurda karıştığında karışımı bağlar ve mezeye sürülebilir bir macun kıvamı verir. Peynirsiz bir haydari, teknik olarak sadece bir "yoğurt sosu"dur.
Yoğurt tek başına ferah ve hafif ekşimsidir. Peynir (özellikle sert ve yağlı bir beyaz peynir), bu hafifliğe tuzlu, aromatik ve yoğun bir derinlik katar. Gastronomide buna "gövde" denir. Peynir sayesinde haydari, ana yemeğin yanında sönük kalmayan, baskın ve iştah açıcı bir tat profiline ulaşır.
Süzme yoğurdun kendine has süt asidi, peynirin içindeki fermantasyon aromasıyla birleştiğinde ortaya haydarinin o meşhur "ekşimsi-keskin" tadı çıkar. Bu karışım, özellikle sarımsak ve nane ile birleşince damaktaki algıyı güçlendirir.
İyi bir haydaride damakta çok hafif bir pütür hissedilmesi istenir. Peyniri tamamen pürüzsüz ezseniz bile, yoğurdun homojen yapısı içinde peynirin protein yapısı farklı bir doku yaratır. Bu da yeme deneyimini daha zengin hale getirir.
Şunlara da göz atın;
Haydari Çok Tuzlu Olduysa Ne Yapılır?
Haydari 1 Gün Önceden Yapılır Mı?