Bazı hikâyeler kaldığı yerden devam eder. Bazılarıysa aynı yerden başlayıp bambaşka bir yola çıkar. Benim için Bekar Mutfağı’nın yeniden açılan kapısı biraz da böyle bir hikâye. Bekar Mutfağı aslında yeni doğmuş bir fikir değil. Yıllar önce mutfakta yemek yaparken sohbet ettiğimiz, gündelik hayata ve insan ilişkilerine dokunduğumuz bir format olarak hayatımıza girmişti. Şimdi o tanıdık mutfağa dönüyorum. Ancak bu kez tezgâhta yalnızca malzemeler, tarifler ve yemekler yok. Sorular var, beklenmedik cevaplar var; bir de hiç görmediğiniz ama varlığını her an hissettiğiniz biri: Merve. Merve kameranın arkasında. Onu yalnızca sesiyle tanıyoruz. Bazen benimle flört ediyor, bazen fikrimi soruyor, bazen de öyle bir soruyla karşıma çıkıyor ki yıllardır ana haber sunan biri olarak kendimi hazırlıksız yakalanmış buluyorum.
Bir tarifin ortasında bir anda kıskançlık, romantizm, eski ilişkiler ya da mesajlara geç dönme meselesini konuşurken bulabiliyoruz kendimizi. Kısacası, mutfakta kontrolün her zaman bende olduğunu söyleyemem. Bekar Mutfağı Kulis’i farklı kılan da tam olarak bu anlatı. Onu yalnızca bir yemek program�� olarak değil, mutfağın içinde gelişen bir romantik komedi serisi olarak düşünüyoruz. Her bölüm kendi içinde bir sohbet ve eğlence sunarken aynı zamanda devam eden bir hikâyenin yeni sayfasını açıyor. Bir bölümde söylenen küçük bir söz, sonraki bölümde yeniden gündeme gelebiliyor. Bir yanlış anlaşılma, bir sessizlik ya da bir şaka yeni bir meraka dönüşebiliyor. Çekimlerimizi stoklu gerçekleştiriyoruz. Bu sayede bölümler arasında hikâye devamlılığını gözetebiliyor, Merve ile aramızdaki dinamiğin adım adım geliştiği bir dünya kurabiliyoruz. İzleyicinin yalnızca “Bugün ne pişecek?” diye değil, “Merve bu kez ne söyleyecek, Emre nasıl karşılık verecek?” diye de merak etmesini istiyoruz. Çünkü bazen tarifin kendisinden çok masanın etrafında yaşananlar akılda kalıyor.
Kamera arkasında dört kişilik bir ekibiz. Sayımız küçük ama fikirlerimizin, hayallerimizin ve üretme isteğimizin sınırları hiç de küçük değil. Birlikte düşünüyor, deniyor, gülüyor, bazen küçücük bir ayrıntıdan koca bir sahne çıkarıyoruz. Bu yolculuğun benim için en değerli yanı da aynı heyecanı paylaşan insanlarla yeni bir anlatı dili kurmak. Henüz çok başındayız. Ben de her yeni bölümde bu hikâyenin nereye evrileceğini merak ediyorum. Yıllardır daha ciddi başlıklarla tanıdığınız Emre Buga’nın bu kez biraz daha oyunbaz, biraz daha şaşkın, zaman zaman da köşeye sıkışmış hâliyle karşılaşabilirsiniz. Peki Merve ile aramızda ne var? Bu sorunun cevabını hemen vermeye niyetim yok. Belki ben de henüz tam olarak bilmiyorum. Bildiğim tek şey, Bekar Mutfağı’nda bu kez yalnızca yemek pişmediği. Asıl hikâyenin ne olduğunu birlikte göreceğiz.