Salçalı sosis, Türk kahvaltı kültürünün en sevilen, en pratik ve "ekmek yediren" klasiklerinden biridir. Dilimlenmiş sosislerin; tereyağı, domates/biber salçası ve baharatlarla hazırlanan yoğun kıvamlı bir sosla pişirilmesiyle elde edilir. Genellikle pazar kahvaltılarında, öğrenci evlerinde veya hızlı bir akşam yemeği alternatifi olarak makarna üzerinde servis edilir. Basit gibi görünse de lezzeti detaylarında gizlidir.
Sosislerin sosu içine hapsetmesi ve güzel görünmesi için kesim şekli önemlidir.
Verev (Çapraz) Kesim: En ideali budur. Yüzey alanını genişletir, sos sosisin her yerine yapışır.
Çizik Atma: Eğer sosisleri bütün veya büyük parçalar halinde pişirecekseniz, üzerine bıçakla sığ çizikler atın. Bu, sosisin pişerken şişip patlamasını önler ve içinin de soslanmasını sağlar.
En büyük hata, salçayı suya karıştırıp direkt dökmektir. Önce tavada tereyağını eritin, ardından salçayı ekleyip kokusu çıkana kadar (yaklaşık 2-3 dakika) kavurun. Kavrulmuş salça, yemeğe çiğ değil, karamelize ve derin bir lezzet verir. Sadece domates salçası yerine, yarım kaşık acı biber salçası eklemek rengi ve tadı muazzam değiştirir.
Salçalı sosis "sulu yemek" gibi olmamalıdır. Eklediğiniz sıcak su miktarını az tutun. Su, salçayla bütünleşip koyu, akışkan ve parlak bir sos haline gelene kadar kısık ateşte tıngırdatın. Sosisler sosla kaplanmalı, suyun içinde yüzmemelidir.
Salçanın ve sosisin asiditesini kırmak, lezzeti bir üst seviyeye çıkarmak için sosa bir çimdik toz şeker atın. Bazı şefler, çok az miktarda (bir çay kaşığı) sirke ekleyerek o hafif ekşimsi "büfe sosu" tadını yakalar.
Kekik ve nane bu yemeğin olmazsa olmazıdır. Ancak bu baharatları en başta yağa atarsanız yanar ve acılaşır. Ocağı kapatmaya yakın veya kapattıktan hemen sonra eklerseniz aromaları taze kalır.
Şunlara da göz atın;