Osmanlı saray mutfağının en ihtişamlı, en görkemli ve zengin tat profiline sahip başyapıtlarından biri olan mutancana, etin nefis aroması ile kuru meyvelerin tatlı-ekşi dengesini aynı sahanda buluşturan çok özel bir sultan yemeğidir. Sultan sofralarının baş köşesinde yer alan bu asil yemekte, doğru et seçimini yapmak ve etin lif yapısını bozmadan pişirme aşamalarını yönetmek, mutfakta saray usulü tekniklerin en temel sırrını oluşturur
Kusursuz bir Osmanlı mutancanası hazırlamanın ilk ve en önemli aşaması saray arşivlerindeki reçetelere sadık kalarak kuzu etinin en doğru bölgesini tercih etmektir. Hakiki saray mutancanası kuzu kol veya kuzu but kısmından elde edilen orta yağlı etlerle pişirildiğinde asıl imza lezzetine ve yumuşaklığına kavuşur. Kuzunun bu bölgesi, kuru meyvelerin mayhoş aromasıyla birleştiğinde etin sertleşmesini engelleyen ve yemeğe parlaklık veren dengeli bir yağ dokusuna sahiptir. Kasaptan et istenirken etlerin iri kuşbaşı şeklinde doğranmasına büyük bir dikkat gösterilmelidir. Bu doğru et tabanı, mutancanaya o özlenen saray asaletini ve tencere içerisindeki o muazzam doku kalitesini kazandıran en temel aşamadır.
Kuzu etinin o kendine has yoğun kokusundan hoşlanmayanlar veya daha hafif bir alternatif arayanlar için dana kontrfile veya dana antrikot kullanımı harika bir seçenektir. Ancak dana eti yapısı gereği kuzuya göre daha az yağlı ve daha sert liflere sahip olduğu için, pişirme öncesinde etlerin dinlendirilmesi büyük önem taşır. Geniş bir kapta zeytinyağı ve taze sarımsak zerreleri ile harmanlanan dana etleri, buzdolabı raflarında liflerinin gevşemesi için sabırla bekletilmelidir. Bu ön olgunlaşma aşaması, dana etinin tencereye girdiğinde sertleşmesini kalıcı olarak engeller ve yemeğin pürüzsüz yapısını korur. Böylece dana eti, meyvelerin tatlılığıyla buluştuğunda adeta bir kuzu eti esnekliğinde ağızda eriyen bir kıvama ulaşır.
Et seçimi başarıyla tamamlandıktan sonra, mutancanayı diğer yemeklerden ayıran en kritik şef sırrı etlerin yüksek harlı ocakta mühürlenmesi aşamasıdır. Geniş bir bakır tencereye veya döküm güvece alınan tereyağı tamamen kızdırıldıktan sonra, et tencereye bırakılır. Etler yüksek ısı altında dıştan içe doğru hızla kilitlenerek lezzetli öz sularını tencerenin tabanına salmadan kendi bünyesinde saklı tutmayı başarır. Mühürleme esnasında etlerin üzerine eklenen arpacık soğanlar, etin yağıyla birlikte kavrularak karamelize bir kabuk inşa etmeye başlar. Bu pürüzsüz mühürleme döngüsü, yemeğin homojen pişmesini sağlayan en etkili adımdır.
Mühürlenen ve soğanlarla tamamen özleşen etlerin üzerine sırasıyla kuru kayısı, kuru incir, mürdüm eriği ve çekirdeksiz kuru üzüm dahil edilir. Tencerenin kapağı sıkıca kapatılarak mutancana, meyvelerin şekerini ve mayhoşluğunu etin liflerine tamamen geçirebilmesi için en kısık ateşte sabırla olgunlaşmaya bırakılır. Pişme döngüsünün sonuna doğru eklenen kavrulmuş soyulmuş bademler ve kaliteli bal, yemeğin sosuna ipeksi bir kıvam ve cam gibi parlak bir sunum kalitesi kazandırır. Tüm katmanlarıyla demlenen ve dumanı üstünde tüterek servis tabağına alınan mutancana, yanındaki sade bir saray pilavıyla sofrada görsel bir şölen inşa eder.
Şunlara da göz atın:
Mutancana Yemeğinde Hangi Kuruyemişler Kullanılır?