Ramazan ayı, sadece bireysel bir ibadet dönemi değil, aynı zamanda mahalle kültürünün yeniden canlandığı ve toplumsal aidiyetin pekiştiği özel bir zaman dilimidir. Komşuluk bağlarının güçlendiği mahalle iftarları, sokağın samimiyetini sofralara taşırken, evlerde kurulan kalabalık sofralar ise nesilleri aynı lezzet etrafında buluşturuyor. Bu "birlikte yeme hâli", modern dünyanın getirdiği bireyselliğe karşı bir direniş niteliği taşıyarak, paylaşmanın bereketiyle toplumsal hafızamızı tazelemeye devam ediyor. Paylaşılan her lokmanın, kurulan her uzun sofranın ardında yatan kadim gelenekler, iftar vaktinin manevi iklimini tüm şehre yayıyor.
Geniş ailelerin ve kalabalık misafir gruplarının ağırlandığı iftar sofralarında, tek başına bir ziyafet sayılan tepsi yemekleri her zaman önceliklidir. Etin sebzeyle ağır ağır piştiği, herkesin aynı tepsiden pay aldığı bu lezzetler, Ramazan’ın birleştirici gücünü simgeler. Ortaya servis edilen devasa bir ana yemek, hem görsel bir şölen sunar hem de "birlikte yeme" kültürünü pekiştirir.
Tepsi yemekleri denince akla gelen ilk lezzetlerden biri olan bu tarif, etin sebze sularıyla buluşup fırında ağır ağır karamelize olmasıyla hazırlanır. Kalabalık bir grup için hazırlaması son derece pratik olan bu yemek, tek bir tepsiyle tüm misafirleri doyurabilecek bir ihtişama sahiptir.
Tarif için: Tepsi Kebabı
Düğünlerin, bayramların ve büyük toplaşmaların olmazsa olmazıdır. Keşkek, tek bir kişinin yapabileceği bir yemek değildir; buğdayın ve etin dev kazanlarda büyük tahta tokmaklarla dövülmesi bir "güç birliği" gerektirir. Köyün gençleri ve yaşlıları sırayla kazanın başına geçer. Bu kolektif çabanın sonunda ortaya çıkan sakız kıvamındaki keşkek, köy meydanında kurulan uzun sofralarda hep bir ağızdan edilen dualarla yenir.
Tarif için: Keşkek
Arabaşı, bireysel tabaklarda değil, sofranın ortasına konulan büyük bir tepsideki özel hamur ve ortadaki geniş bir kasede sunulan çorba ile yenir. : Bu yemeğin en ilginç yanı, hamurun pişirilip soğutulması, çorbanın ise tam tersine çok sıcak ve acılı olmasıdır. Katılımcılar, soğuk hamurdan bir parça alıp sıcak çorbaya batırarak hamuru çiğnemeden yutarlar. Arabaşı sadece bir yemek değil, bir sosyal etkinliktir. Genellikle akşam yemeğinden birkaç saat sonra, "gece yemeği" olarak ikram edilir ve hazırlanışı sırasında komşular bir araya gelerek yardımlaşır.
Tarif için: Arabaşı
Kastamonu’nun meşhur Islama yemeğinin bir diğer adı da Banduma olarak da bilinir. Bu yemek "Toplaşarak yenecek" ziyafet sofralarının başrol oyuncusudur. Kastamonu'nun meşhur 'Devrekani Hindi Banduması' tescilli bir tariftir ve coğrafi işaret almıştır. Hindi eti ve suyu, kuru yufka ve ceviz ile hazırlanan bir tariftir.
Tarif için: Banduma
Kuzu Kapama da tam olarak bahsettiğimiz "ortak bir kaptan paylaşma" kültürünün en asil üyelerinden biridir. Hatta teknik olarak Anadolu'nun en eski ve en özel pişirme ritüellerinden birini temsil eder. Etlerin bir kabın altına hapsedilip ağır ağır kendi buharında pişer ve en sonunda pilavla buluşur. Sofra kurulup misafirler toplandığında, o tencerenin veya kabın misafirlerin gözü önünde açılması, dumanların yükselmesi ve etlerin tel tel dökülmesi tam bir seremoni anıdır. Bu yemek "hadi hemen yapalım" denecek bir yemek değildir. Uzun süre pişmesi gerektiği için, hazırlığı bir bekleyişi, bekleyiş ise o esnada yapılan derin sohbetleri beraberinde getirir. Anadolu'da bu bekleyiş süreci, misafirle kurulan bağın en kıymetli vaktidir.
Tarif için: Kuzu Kapama
Kuzu kapamanın bir "kuyu" içinde pişen, çok daha ilkel ve görkemli versiyonudur. Geceden yakılan kuyulara kuzu gövdesi asılır ve kuyunun ağzı çamurla kapatılır (Tıpkı kapama mantığı gibi). Sabah namazından sonra kuyular açılır; dumanı üstünde tüten o yumuşacık etler, büyük pidelerin üzerine serilerek mahalleli veya misafirlerle paylaşılarak yenir.
Tarif için: Büryan Pilavı
Perde Pilavı, Anadolu’nun hem en estetik hem de "birlikte yeme" kültürünü en yoğun yansıtan sembol yemeklerinden biridir. Tıpkı kuzu kapamadaki o "kapalı pişirme" mantığı gibi, perde pilavı da dışındaki hamur (perde) sayesinde içindeki lezzeti saklar. Sofranın tam ortasına, büyük bir kalıp halinde getirilir. Ev sahibi veya sofranın en büyüğü, bıçakla o "perdeyi" yardığı an, içerideki dumanı üstünde tüten kekikli, kuş üzümlü ve bademli pilavın kokusu tüm odaya yayılır. Bu açılış anı, sofradaki herkesin aynı anda o heyecana ortak olmasını sağlar.
Tarif için: Perde Pilavı
Şunlara da göz atın:
Gelenekten Günümüze Ramazan Tatlıları
Ramazan Mutfağı Azaltarak Zenginleşen Sofralar
İftara Misafir Var: Son Dakika Kurtaran Tarifler
Önceden Hazırlanabilen İftar Yemekler