Temmuz ayında sokakları dolduran o büyüleyici ıhlamur kokusu, kışa hazırlık sürecinin de ilk habercisidir. Doğanın bizlere sunduğu en güçlü bitkilerden biri olan ıhlamur, doğru kurutulup saklandığında içimi kolay ve keyifli hale gelir. Ancak ağaçlardan büyük bir titizlikle toplanan bu şifalı çiçekler, yanlış kurutma kurbanı olduğunda faydadan çok zarar getirebiliyor veya hızla küflenip kararabiliyor. Pek çok kişi ıhlamuru doğrudan güneşin altında kurutarak büyük bir hataya düşüyor ve bitkinin tüm uçucu yağlarının yok olmasına neden oluyor. Mutfakta işinizi şansa bırakmamak, ıhlamurun rengini, kokusunu ve şifasını ilk günkü gibi muhafaza etmek için doğru adımları bilmek gerekiyor.
Ihlamur kurutmanın ilk aşaması aslında bitkiyi ağacından topladığınız ilk saniyede, hatta günün doğru saatinde başlar. Ihlamur çiçeklerini toplamak için en ideal zaman, üzerlerindeki çiğ damlalarının tamamen uçtuğu sabahın erken saatleridir. Çiçeklerin tamamen açtığı fakat henüz solmaya başlamadığı bu süreç, bitkinin uçucu yağlar bakımından en zengin olduğu evredir. Toplama esnasında çiçeklerin hemen arkasındaki o ince, açık yeşil renkli yaprakçıkları kesinlikle ayırmamalı, çiçeklerle birlikte bütün olarak toplamalısınız. Bu yapraklar kurutma esnasında çiçeğin aromasını korumasına yardımcı olurken, kışın demlenecek çayın aromasını da büyük ölçüde artıracaktır.
Ihlamur kuruturken yapılan en yaygın ve en büyük hata, çiçekleri hızlı kuruması amacıyla doğrudan yoğun güneş ışığının altına sermektir. Doğrudan gelen UV ışınları, ıhlamurun içindeki faydalı etken maddeleri, şifalı uçucu yağları yakarak yok eder ve çiçeklerin kahverengiye dönerek kararmasına yol açar. En doğru yöntem, ıhlamurları havadar, esintili ve doğrudan güneş almayan gölge bir alanda kurutma işlemine bırakmaktır. Havadar bir odada veya gölgelik bir balkonda, temiz bir bezin üzerinde kendi kendine yavaşça kuruyan ıhlamurlar, o büyüleyici sarı-yeşil rengini ve keskin kokusunu mükemmel şekilde koruyacaktır.
Kurutma aşamasında ıhlamur çiçeklerinin bir diğer düşmanı ise nemin hapsolması ve hava sirkülasyonunun kesilmesidir. Çiçekleri kurutacağınız alana sererken asla üst üste yığmamalı, olabildiğince tek bir kat halinde ve birbirine çok değmeyecek şekilde yaymalısınız. Üst üste yığılan ıhlamurlar altta kalan nem yüzünden hızla küflenebilir ve tüm emeğinizin çöpe gitmesine neden olabilir. Kuruma sürecini hızlandırmak ve her yerinin eşit derecede kurumasını sağlamak için günde bir ya da iki kez nazikçe altüst ederek havalandırmalısınız. Bu basit dokunuş, nem birikmesini önleyerek çiçeklerin tamamen çıtır ve sağlıklı bir dokuya ulaşmasını sağlar.
Ihlamurlarınızın tamamen kuruduğunu anlamak için çiçeklerin saplarına ve yapraklarına küçük bir dokunma testi uygulayabilirsiniz. Elinizle hafifçe sıktığınızda saplar esnemeden kolayca kırılıyor ve çiçekler çıtırdayarak dökülüyorsa kuruma işlemi başarıyla tamamlanmış demektir. Kuruyan ıhlamurları saklamak için asla plastik poşet veya plastik kaplar tercih etmemeli, mutlaka hava almayan koyu renkli cam kavanozları veya bez torbaları seçmelisiniz. Plastik malzemeler zamanla nemlenme yaparak bitkinin küflenmesine yol açarken, cam kavanozlar aromayı hapsederek ıhlamurun ömrünü uzatır. Hazırladığınız bu şifa dolu kavanozları doğrudan ışık almayan, serin ve kuru bir kiler dolabında kış boyunca güvenle muhafaza edebilirsiniz.
Şunlara da göz atın: