Yükselt kendini

Pınar Aylin

Lezzet.com.tr Yazarı pinar.aylin@yahoo.com
Kendi gemisinin kaptanı olan, ANA gemiye de kumanda edebilir!

Bedeninizi bir anten olarak düşünün...


Yaydığınız frekans neyse aynı frekansa yakın olan şeyleri çekiyor ve çektiğinize uyumlanıyorsunuz... Yüksek titreşen duygular keyif, neşe, ışık saçıyor, düşük titreşimdekiler ise, öfke, nefret, korku, kaygı, endişe.


5 duyuyu iyi yönetebilirseniz, bilinçli olarak kendinizi yükseltebiliyorsunuz; koklayarak, görerek, duyarak, dokunarak ve tadarak.


Bu beş duyuya ait her şey aslında ya bize hizmet ediyor, ya da hükmediyor!


Yani yediklerinize uyumlanıyorsunuz, kokulara uyumlanıyorsunuz, duyduğunuz müziğe, dokunduğunuz nesneye, hatta gördüğünüz, konuştuğunuz kişiye bile.!


Bazı yiyeceklerin frekansları apayrı bir özellik taşıyor, hatta bazı meyve-sebzeler adeta sihirli güçlere sahip...


Aslında bize mutluluk veren her şey titreşimimizi yükseltiyor ama mutluluk ile hazzı karıştırmamak lazım! Keyif verici maddelerin (sigara alkol gibi) frekansı çok düşük.




Mutluluk verici meyvelerse direk frekans yükseltiyor. Bunların başında çilek, yaban mersini, böğürtlen gibi lezzeti zaten tartışılmaz olan, aynı zamanda kokusu, rengi ve görüntüsüyle de birer cazibe kaynağı, aşkın ve tutkunun sembolleri süper meyveler var.


Yine sarayların meyvesi, binlerce yıldır bolluğu, bereketi, zenginliği temsil eden; 

bazen şarap olup mitolojide tanrıların içkisi diye adlandırılan, bazen ise sirke olup kötü enerjileri temizleyip, arındıran üzümün de özel güçleri var.


Kah masalda cadının elinde kandırma gücü yüksek kırmızı parlak bir silaha dönüşen, kah varoluş hikayesinin en başında başrolde gördüğümüz elma da, yeşil, kırmızı, pembe her haliyle, adeta yaşam, gençlik ve şifa kaynağı olarak kabul ediliyor ve 'seçilmiş' meyveler sınıfına giriyor.


Şeftali, ananas, portakal hepsi hayat enerjimizi arttıran, düşüncesi bile, lezzetlerinin  yanında, bize canlılık ve mutluluk katan Yaradan'ın hediyeleri aslında... 


Bu özel yiyecekleri görmek, koklamak ya da imgelemek dahi, kendimizi iyi hissettiren hormonları salgılamamıza yarayan bir etki yapıyor üzerimizde.


Gelelim kokulara... 


Kokuların sihirli gücü hatıralarımıza kodlanmış olmasında gizli... 


Sadece bir koku bile, bizi alıp geçmişe ait bir yere, zamana, hatta insana götürebiliyor.. 

Kişilerin kokuları da parmak izi gibi; herkesinki kendine has, kendine özel, kendine ait!

Ve kokuların da hafızası var, bildiğimizin çok ötesinde içinde muazzam bir güç saklayan, üzerimizde bir zaman makinesi etkisi yaratan.


Yediğimiz hiçbir şeyin lezzeti kokusu olmadan tam algılanamıyor, tat ve koku birbirinden ayrı anlamlanamıyor.


Mevlana'nın dediği gibi; "koku gönül gözünü açar." 




Hele ki yeryüzünün en yüksek frekansa sahip bitkisi GÜLü düşünürsek, tek bir gülle neden bu kadar mutlu olabildiğimizi, kocaman bir buketten nasıl bu denli etkilenebildiğimizi de anlayabiliriz.. Gül emsalsiz titreşiminden dolayı (320 MHz) üzerimizde sihirli bir etki bırakırken, gerek kokusu, gerek renkleri ve görüntüsüyle AŞKın en güçlü sembolü oluyor. 


Ardından gelen LAVANTA ise evrensel yağ olarak adlandırılıyor ve (118 MHz) titreşimiyle aroma-terapilerin vazgeçilmezi oluyor.. Morun en güzel tonu ve muhteşem kokusuyla, tek başına negatif enerjileri kovan bir kalkan, hatta pozitifi de çeken bir mıknatıs gibi üzerimizde müthiş rahatlatıcı bir etki bırakıyor.


Yine yasemin kokusunun da Japonlar'a göre hafıza güçlendirici etkisi var, sanki bazı kokular kendinden şifalı!

Bitkilerin saf sıkım yağları da kendileriyle aynı mucizevi etkiyi yapıyor.


Ve MÜZİK...


Bizi en çok yükseltecek, en güçlü dönüştürücü etkiye sahip neşe vericilerin başında geliyor!..


Müzik öyle büyülü bir şey ki, sadece eğlendirmenin çok ötesinde, ruhun acılarını dindirmek ve kalpleri iyileştirmek gibi özelliklere de sahip...


Sesin frekansı sadece şarkılarda değil, içsel yolculuklarda yapılan meditasyonlarda ya da kalpten edilen dualarda da çok etkili.


Yazar ve müzisyen Jonathan Goldman "Titreşimle birleşen bilinç, bir anahtardır" derken, kuantum aleminin fiziğe tezahürünün, titreşim rezonansının niyet alanına eklenmesi olduğunu söylüyor. 




Müzikle tedavi ve müziğin iyileştirici gücünün antik medeniyetlerin taşıdığı bir sır olduğunu ve şimdi unutulduğunu düşünüyorum, tıpkı doğanın iyileştirici gücünün unutulduğu gibi!.. 


Yatırımını ruhunu beslemeye ve enerjisini yükseltmeye yapanlar, ileride ÖZünden uzaklaştırılmaya çalışılan insanlık içinde çok büyük artılara sahip olacaklar...


Bu yüzden bilinçli bir şekilde kendinizle çalışın; unutmayın, kendi gemisinin kaptanı olan, ANA gemiye de kumanda edebilir!

Haber Kategorileri

Söyleşiler