Kış aylarının simgesi haline gelen, sokak köşelerinde yükselen o dumanlı kokusuyla hepimizi cezbeden kestane, aslında Kayın ağacıgiller (Fagaceae) familyasına ait olan bir ağacın tohumudur. Diğer sert kabuklu yemişlerin aksine yağ oranı düşük, ancak karbonhidrat ve lif oranı oldukça yüksek olan bu besin, tarih boyunca "fakirin ekmeği" olarak da anılmıştır. Kestane, glüten içermemesi ve zengin C vitamini deposu olmasıyla da diğer kuru yemişlerden ayrılan, kendine has unlu bir dokuya sahip özel bir yemiştir. Ancak kestanenin dış kabuğu çok sert ve aldatıcı olabildiği için, iç kısmının kalitesini anlamak her zaman kolay olmayabilir.
Kestaneleri bir kaba doldurun ve üzerini geçecek kadar su ekleyin. Su yüzeyine çıkan kestaneler büyük ihtimalle bozulmuş, içi kurumuş veya kurtlanmıştır. Suyun dibine çökenler ise ağır, dolu ve tazedir.
Taze kestanenin kabuğu gergin, parlak ve koyu kahverengi olmalıdır. Eğer kabuk üzerinde donuklaşma, beyaz küf lekeleri veya küçük delikler (kurt yeniği) görüyorsanız o kestaneden uzak durmalısınız. Ayrıca kabuk çok yumuşamışsa ve parmağınızla bastırdığınızda içeri çöküyorsa, içi kurumuş veya bozulmaya başlamış demektir.
Kestane normalde hafif, topraksı ve tatlı bir kokuya sahiptir. Eğer kestaneyi burnunuza yaklaştırdığınızda rutubetli, küf kokulu veya keskin, ekşi bir koku alıyorsanız, bu durum içeride mantarlaşma veya çürüme başladığının kesin bir işaretidir.
Kestaneyi çizdiğinizde veya pişirdiğinizde içinin beyaz-sarı arası canlı bir renkte olması gerekir. Eğer iç kısmı kararmış, grileşmiş veya siyaha dönük lekelerle dolmuşsa kestane bozulmuştur ve tüketilmemesi gerekir.
Şunlara da göz atın;
Lokum Gibi Kestane Yapmak İçin 4 Tüyo
Kestane Niye Tuzlu Suda Bekletilir?
Kestane En Güzel Nasıl Pişirilir?