Hıçkırık sırasında vücut istemsiz bir refleks döngüsüne girer ve bu döngü kolayca kırılmayabilir. Ekmek koklamak, koku alma duyusunu güçlü biçimde uyararak beynin dikkatini bu döngüden uzaklaştırır. Bu sırada solunum düzeni farkında olmadan değişir ve diyafram daha kontrollü çalışmaya başlar. Hem duyusal uyarı hem de zihinsel rahatlama birleştiğinde hıçkırık kendiliğinden kesilebilir.
Hıçkırık diyafram kasının istemsiz kasılmasıyla ortaya çıkar. Bu kasılmalar vagus ve frenik sinirlerle yakından ilişkilidir. Ekmek kokusu gibi güçlü bir koku, burun yoluyla beyne ani bir duyusal uyaran gönderir. Bu ani uyaran, sinir sisteminin odağını hıçkırık refleksinden başka bir noktaya kaydırabilir. Dikkatin ve sinirsel iletimin değişmesi kasılma döngüsünü bozabilir. Bu yüzden bazı kişilerde hıçkırık kısa sürede durur.
Ekmek koklatma yöntemi aynı zamanda dikkat dağıtma etkisine dayanır. Hıçkırık devam ederken kişi genellikle buna odaklanır ve stres hissedebilir. Yeni ve tanıdık bir koku algılandığında beyin bu uyarana yönelir. Bu yönelme, istemsiz kasılmaları sürdüren refleks zincirini kesintiye uğratabilir. Psikolojik rahatlama bedensel gevşemeyi de beraberinde getirebilir. Gevşeme diyafram kasının ritmini normale döndürmeye yardımcı olur.
Ekmek koklanırken kişi çoğu zaman daha derin nefes alır. Derin nefes alma diyaframın hareket şeklini değiştirir. Bu durum hıçkırığa neden olan düzensiz kasılmaları baskılayabilir. Nefes düzeninin değişmesi kandaki karbondioksit seviyesini de etkiler. Karbondioksit artışı hıçkırık refleksini azaltan bilinen bir etkendir. Böylece hıçkırık kendiliğinden sona erebilir.
Ekmek koklatma uygulaması halk arasında nesilden nesile aktarılan bir yöntemdir. Bilimsel olarak herkeste aynı etkiyi göstereceği garanti değildir. Ancak kişinin işe yarayacağına inanması placebo etkisini güçlendirebilir. Bu inanç beyin ve sinir sistemi üzerinde gerçek fizyolojik değişiklikler yaratabilir. Geleneksel yöntemler bazen bu nedenle beklenenden daha etkili hissedilir. Ekmek koklama da bu tür pratik ve zararsız çözümlerden biri olarak görülür.
Yazar: Uzman Diyetisyen Perihan Kılıç