Geleneksel mutfağın en sevilen tatlılarından aşureyi pişirmek kadar, pişen bu değerli tatlıyı doğru yöntemlerle saklamak da gıda güvenliği açısından önemlidir. Aşure; buğday, nohut, kuru fasulye gibi yoğun nişastalı bakliyatlar ile kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm gibi asidik ve şekerli meyvelerin bir arada bulunduğu karmaşık bir gıda matriksine sahiptir. Bu zengin bileşen kombinasyonu, ortam sıcaklığı biraz yükseldiğinde veya yanlış kaplarda muhafaza edildiğinde hızla bozulabilen yapıya sahiptir. Saklama hataları tatlının ekşimesine ve o ipeksi kıvamının yerini sulu, nahoş bir yapıya bırakmasına neden olur.
Ev ortamında pişirilen ve oda sıcaklığına gelmesi sağlanan taze bir aşurenin buzdolabındaki güvenli tüketim süresi ideal olarak 4 ila 5 gündür. İçeriğindeki bakliyatların haşlanma derecesi ve kullanılan şekerin koruyucu etkisi sayesinde bu süre maksimum 7 güne kadar esneyebilse de uzmanlar gıda güvenliği açısından beşinci günden sonra temkinli olunmasını önermektedir. Aşurenin ömrünü belirleyen en temel unsur, tencereden kaselere paylaştırılırken ve dolaba kaldırılırken maruz kaldığı hijyen koşullarıdır. Eğer tatlı beş günden fazla dolapta bekletilecekse, içerisindeki nişasta bağları çözülmeye başlar ve tatlı kendi suyunu dışarıya salarak kalitesini yitirir. Aşurelerinizi hazırlık aşamasına getirmeden önce, tazeliğini ve hijyenini en üst düzeyde korumak adına asla nem kapacağı ve havasız kalacağı plastik poşetlerde veya kalitesiz kaplarda saklamamalısınız.
Aşure saklarken yapılan en yaygın ve tatlının erkenden ekşimesine yol açan hata, tencereden henüz yeni çıkmış sıcak veya ılık aşureleri hemen buzdolabına kaldırmaktır. Sıcak tatlı dolaba girdiğinde içeride bir buharlaşma dalgası yaratır ve kabın kapağında biriken bu su damlacıkları tekrar aşurenin üzerine damlayarak bakteriyel üremeyi başlatır. Doğru yöntem, aşurenin oda sıcaklığına gelene kadar tezgahta bekletilmesi, ardından hava sızdırmaz cam saklama kaplarına alınarak dolaba konulmasıdır. Kapakların hava geçirmemesi, buzdolabındaki diğer yemeklerin (soğan, sarımsak, et vb.) kokusunun bu narin tatlıya sinmesini tamamen engeller. Ayrıca saklama esnasında kapların tamamen kuru olmasına ve tatlıya her seferinde temiz bir kaşıkla müdahale edilmesine dikkat edilmelidir.
Aşurenin görselliğini zirveye çıkaran nar taneleri, taze ceviz içi, fındık, fıstık ve tarçın gibi süsleme malzemeleri, toplu saklama esnasında aşurenin en büyük düşmanına dönüşebilir. Özellikle nar gibi asidik ve sulu meyveler ile tarçın gibi güçlü baharatlar, aşureyle birlikte dolapta günlerce beklediğinde tatlının rengini tamamen karartır ve ekşime sürecini inanılmaz derecede hızlandırır. Ceviz ve fındık ise aşurenin nemini çekerek yumuşar, çıtırlığını kaybeder ve tatlının üst yüzeyinde nahoş, acımsı bir tat profili oluşturur. Şeflerin altın tavsiyesi, dolapta büyük kaplarda saklayacağınız aşurelerin üzerini tamamen sade bırakmak, bu eşsiz süslemeleri ise sadece tüketileceği ve servis edileceği o son dakikada kaselerin üzerine serpiştirmektir.
Eğer çok büyük bir kazan aşure pişirdiyseniz ve 5 gün içerisinde tüketmeniz imkansızsa, bu lezzeti ziyan etmek yerine derin dondurucunun gücünden yararlanabilirsiniz. Aşure, dondurucuda uygun kaplarda veya kalın dondurucu poşetlerinde 3 ila 4 ay boyunca güvenle muhafaza edilebilen bir yapıya sahiptir. Dondurma işlemi için aşurenizi tek içimlik veya tek servislik porsiyonlara ayırarak kaplara koymanız, daha sonra tüketirken büyük bir kolaylık sağlar; çünkü buzu çözülen bir gıdanın tekrar dondurulmaması gerekir. Dondurucudan çıkardığınız aşureyi doğrudan mikrodalgaya veya ocağa almak yerine, önce buzdolabının normal bölmesinde kendi kendine yavaşça çözünmesini beklemek tatlının kıvam kaybını minimuma indirecektir. Doğru saklama teknikleriyle korunan aşureleriniz, aylar sonra bile ilk günkü bereketi ve lezzetiyle sofralarınızı şenlendirmeye devam edecektir.
Şunlara da göz atın: