ANASAYFA SAĞLIK VE GÜZELLİK EKOLOJİK YAŞAM

EKOLOJİK YAŞAM

"Bahar denilince ve ot yemekleri düşünülünce akla hemen Ege gelir. Eğer otları tanıyamıyor veya ayırt edebilecek bilginiz yoksa, yerel pazarlar ve güler yüzlü satıcılardan yardım talep edin.

Yaşasın bahar geldi!
Herkes için ayrı bir duyumsama oluşturur ilkbahar; neşe, hareket, doğada kıpırtı... Benim için yabani, yenilebilir otlar demek, bolca yeşil demek bahar. Kırlara, bahçelere kavuşmak, çimenlerin aze kokusunu solumak, beni bekleyen yeşil yollarda yürümek demek bahar. Anadolu'ya açılmak, yerel pazarları dolaşmak, yerel üreticilerle haspihal eylemek, kimi gün onlarla ot peşinde koşmak, kimi gün dertlerine derman olmaya çalışmaktır bahar.
Bu dönem etrafımız onlarca yenilebilir otla dolu. Otlar doğa ile uyumumuzu sağlayan bitkilerdir. Antik çağlarda bu otların her biri insanlık için önemliydi. Tabiat Ana'nın çocukları sayılır ve saygı görürlerdi. Endüstriyelleşme, bilim ve teknolojinin uzay çağına ayak uyduran ivmesi, insanları doğanın nimetlerinden yararlanma Fırsatından uzaklaştırdı. Hayatın koşuşturma telaşı alışkanlıklarımızla aramıza girip, evimize, özelimize yayıldı ve bizi "fast food-hızlı yemek"e zorladı. Bu hıza karşı direnmenin tek yolu sakin ve inatçı bir usülde, bedensel keyif unsurlarımızı sıkı sıkıya savunmaktır. Bir sofra etrafında ailenin toplanması, paylaşımı ne kadar önemliyse, geleneklerimizi korumak, bölgesel yemeklerimizin peşinden koşup araştırmak, onları envanterlemek de bizim görevlerimizden olmalı. Yerel yemeklerin, otların takipcisi olalım, lezzetlerini, kokularını yeniden keşfedip, "fast food"un ezici etkisini kendimizden uzak tutalım. Kendimizi de, geleceğin genetik mirascısı çocuklarımızı da...

Slow Food'un manifestosu

"Yerel, sürdürülebilir gıda sistemlerine geçiş, çevre ve halk sağlığı yararınadır. İktisadi küreselleşme, beslenmede, yerel, çeşitli ve mevsimsel sebze ve meyve yeme alışkanlığımızdan uzaklaşmamıza yol açtı. Gıdaya bağlı yeni hastalıklara ve kötü sağlığa neden olan endüstriyel sentetik gıdaya geçilmesini sağladı. İktisadi küreselleşme politikaları, kaynak ve enerji yoğun tüketim düzeniyle çevre üzerindeki yükü arttırıyor. Yerelleşme, çeşitlendirme ve mevsimsellik insan mutluluğunu, sağlığını ve beslenmesini iyileştirmede önemlidir. Tüm dünyada yerel sistemlere geçiş, ulaşım zincirlerini kısaltarak gıdanın ayak izlerini azaltacağı gibi, paketleme, soğutma, depolama ve işleme yüzünden gıdanın üzerindeki enerji safrasını da hafifletecektir" diyor Slow Food'un 2008 Gıdanın Geleceği ve İklim Değişikliği Üzerine Manifestosu. Yerel üretime katkı vermek ve alışverişlerimizle geleneksel üretimlerin artışını sağlamak karbon soğurucu bitki ve yaban hayatı da korumaktır aynı zamanda. Türkiye florası doğal olarak yetişen, yetiştirilen yararlı, yenilebilen otlarla doludur. Türkiye'nin her bölgesinde özel otlar olsa da, Ege Bölgesi'nde ot toplama ve pişirme gelenekleri günümüzde yoğun olarak kullanılageldiğinden öne çıkmaktadır.

Pazar tezgahları yeşerdi

Bahar denilince, ot yemekleri düşünülünce akla hemen Ege gelir. Eğer otları tanıyamıyorsanız veya ayırt edebilecek bilginiz yoksa, yerel pazarlar ve güler yüzlü satıcılardan yardım talep edin. Onlara satın aldığınız otları nereden topladığını sorun. Bitkiye ilaç verip vermediklerine, bahçe ve tarlaların yol kenarlarına yakın olmamasına dikkat edin. Nasıl pişirileceğini sorun. En güzel açıklamaları yıllardır pişirenlerin ağzından dinlemenin keyfini çıkarın. Otlar üzerinde sararma varsa veya yaprakları zarar görmüşse satın almamaya dikkat edin. Canlı renkte ve sağlıklı görünen otları satın alın. Otları bezden yapılmış torbalarda, sepetlerde veya mürekkep içermeyen kağıtlarda taşımaya özen gösterin. Eğer saklamak amaçlı aldıysanız veya çiğ yemeyecekseniz bekletmeden pişirin. Buzdolabında bir iki gün bekletmek zorunda kalırsanız otları önce temizleyin ama asla yıkamayın. Toplandığı bölgenin temizliğinden eminseniz akan su altında yıkayıp, koyun veya hayvanların dolaştığı yerlerden toplanmışsa 10 dakikalığına sirkeli suda bekletip, çalkalayın. Haşlama yaparken, kaynar su içinde, yeşilliğini kaybetmemesi için tencerenin kapağını kapatmadan pişirin. Acı otları ise acılıklarını kaybetmesi için bol suda haşlayın. Kaynar sudan çıkarıp, içi buzlu soğuk su dolu bir kapta 3-5 dakika beklettiğiniz yeşillikler asla kararmayacaklardır, merak etmeyin. Salatalara limonunu servis etmeden hemen önce dökün. Kavurarak, saç veya fırında, ızgarada pişirerek de yiyebilirsiniz. Hatta uzun dayanmasını istediğiniz otların turşusunu, konservesini yapabilirsiniz. Pazar tezgahları çoktan yeşerdi, sizleri bekliyor. Pazar çantanıza doldurun, bilmediğiniz, henüz tanışmadığınız otları davet edin mutfağınıza. Onlarla arkadaş olun, siz de otlar gibi baharla yeşerin, neşelenin.

Ayvalık Pazarı

Zeytinlikleri, yemekleri, mimarisi, mübadele hikayeleri ve denizi ile ayrılmak istemeyeceğiniz şahane bir liman kasabası Ayvalık. Perşembe günleri Ayvalık'ın merkezinde kurulan pazarla daha güzelleşen kent, yalnız civarın değil, batılı gezginlerin, komşu ada Midilli'den gelen Yunanlılar'ın da gözdesi. Sabah pazara gelen Midilli halkı zeytinden bakliyata, pastırmadan lor tatlısına, baklavaya kadar torbalar dolusu mal götürür karşı yakaya. Pazar sokaklarında duyabileceğiniz Rumca satıcı cümleleri sayesinde, sizde birkaç kelime Rumca öğrenmiş olabilirsiniz gün sonunda. 1970'li yıllardan beri kurulan Perşembe pazarı körfezin en büyük pazarıdır. 4 bin metrekare alana yayılmış, 700 esnafın yer aldığı, diğer pazarlara göre düzenli sayılabilecek şekilde yaygınlaşmış üç büyük bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm Cumhuriyet Meydanı'nın arkasındaki sokaklara yayılmış giyecek, mefruşat, hediyelik eşya ve baharat yoğunluklu, turistlerin daha çok uğradığı bölüm. İkinci bölüm Vehbi Bey Mahallesi'nde küçük bir meydanda kuruluyor. Burhaniye, Edremit ilçelerinin köylerinden, özellikle Kozak Yaylası'nın bütün köylerinden gelen satıcıların yer aldığı kısım. Mat siyah pardösüleri ile çoğunluğu oluşturan ve diğer satıcıların dağlı olarak adlandırdıkları Yörük kadınlardan oluşan köylüler, bahçelerinin taptaze ürününü pazara indiriyorlar. Dolmalık fıstığın en alası bu pazarda. Sepetlerde enginarlar, ister soydurun zeytinyağlı pişirin, ister dolmalık alın. Turp otu mayıs ayına kadar pazarda yerini alır, en çok salatası yapılır. Giritli Türkler'in radika ile birlikte en sık yedikleri ottur turp otu. Radika acı ve acısız olarak iki çeşittir pazarda. Semizotu, cibez, ısırgan otu, arapsaçı bolca tezgahlarda.

"Ot hastaya ilaç, eve aştır"

Arapsaçının dereotunu andıran yapraklarını ve saplarını Ege'de kuzu eti ile pişirilir veya kuru fasulyeli, börülceli. Pazarda önemli otlardan biri de şevket-i bostan. Uslu kenger, akkız olarak da bilinir. Kuzu etli terbiyeli yemeğinin yeri özellikle de Giritli Türkler için apayrıdır. Haşlama salatası da yapılır. Su teresi, hindibağ, maydanoz, dereotu, taze sarımsak ve soğan bolca pazarda. Acı sarmaşık, tatlı sarmaşık yani tilkişenin salatası, kavurması ve omleti yapılabilir. "Ot hastaya ilaç, eve aştır". Evinize uçakla dönüyorsanız hiç dert etmeyin, yolunuzu Perşembe Pazarı'na düşürün ve bolca ot alın. Döğme tereyağı, doğal ortamda otlayan hayvanlardan elde edilen süt ürünleri (özellikle de kelle peyniri ve loru) burada bulabilirsiniz. Tezgahlardan birindeki Ahmet Amca'nın kendi bahçesinin ürünleriyle tattırdığı keçi peynirli salatanın lezzeti hala damağımda. Üçüncü bölüm, Toptancılar Hali içinde yer alan sebzemeyve pazarı, kuru gıdaların, onlarca zeytin çeşidi, zeytinyağı, sabun, bal, baharat ve kuruyemişi bulabileceğiniz düzlük, koskoca meydana yayılmış bölüm. Simitçi tezgahlarında satılan nohut ekmeği mayalı olduğu için kolay bayatlamıyor. Dünyanın en nefis zeytinyağlarının üretildiği Ayvalık zeytinleri tadını, kokusunu, yörenin coğrafi konumu, iklimi, kış aylarında esen karayel ve poyraz fırtınalarının olumlu rüzgarından alır diyorlar. Pazardaki ve kasabadaki tüm zeytinyağı üreticileri seçtiğiniz markayı kargo ile 2-3 günde Türkiye'nin her yerine gönderiyorlar. Zeytinyağını damak zevkinize göre seçin, 2 gün sonra salatanızın üzerinde Ayvalık'ın geleneksel lezzetini bulacaksınız. Ayvalık'dan sakızlı, zeytinyağlı kurabiye, lor tatlısı yemeden dönülür mü? Pazar sonrası mutlaka 1942'den beri açık olan Yeni Güler Tatlıhanesi'ne uğrayın, yorgunluk atarken limonata eşliğinde bu lezzetlerden mahrum kalmayın. Nisan ayında bir perşembe Ayvalık Pazarı'na gidin. Veya Cumartesi günü Cunda Adası'nda kurulan pazara uğrayın. Baharı karşılayın, otlarla kucaklaşın!


Yeniliklerden haberdar olun!

Lezzet’ten sürekli haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi girerek kaydolun!