Kastamonu çok zengin bir tarihi geçmişe sahip. Önceleri Gasların (Sümerlerin bir kolu) yurdu olmuş; zamanla Hititler, Frigler, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Pontus Rumları, Romalılar ve Bizanslıların yönetimine geçmiş. Anadolu'ya Türklerin gelmesiyle de Danişmentliler, Anadolu Selçukluları, Çobanoğulları, Candaroğulları ve Osmanlı İmparatorluğu'na mesken olmuş. Romalıların bu yörede kurduğu Paflagonia isimli eyaletin merkezi olan Pompeiopolis Höyüğü (Taşköprü'de gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor), Kastamonu Kalesi ile M.Ö. 7. yüzyılda Paflagonyalılar tarafından yapılan Ev Kaya Mezarları, geçmişi günümüze taşıyan önemli kalıntılar. Ama asıl önemlisi Candaroğulları, Selçuklular ve Osmanlılardan kalan pek çok tarihi eserin bugün bile ayakta olması. Kastamonu Valiliği kentin sahip olduğu kültürel dokuyu ayağa kaldırmak ve kenti bir açıkhava müzesi haline getirmek için kolları sıvamış. Pek çok konağı restore ettirerek yerli ve yabancı turizme açmış. Bununla da yetinmemiş; 300 dönümlük bir arazide eski bir köy kurma çalışmalarına hız vermiş. Hanlar, hamamlar, ahırlar, değirmenler ve ilçelerin mimari özelliklerini taşıyan konakların bulunacağı bu köy, yöresel yemeklerin yenileceği, insanların hanlarda konaklayacağı ve çeşitli etkinliklere katılacağı bir açıkhava köyü olacak.
'Tiridine bandum'
Ertesi gün Devrekâni'ye gidiyoruz. Düğün yemeklerinin aranılan aşçısı Hikmet Karataş, bizim için de Banduma hazırlamış. Pınarbaşı, Azdavay, Şenpazar çevresinde ıslama; Küre ve İnebolu çevresinde Bandırma; Daday ve Devrekani çevresinde Banduma olarak bilinen bu yemek; yufka (serme), hindi veya tavuk eti ve suyundan yapılıyor. Yufkalar rulo yapılıp 3 parmak kalınlığında kesiliyor. Tavuk suyuna batırılıp tabağa dizilen yufkaların üzerine eritilmiş tereyağı gezdiriliyor. Aralara dövülmüş fındık içi serpilip üzerlerine tavuk ya da hindi eti konuyor. Et suyundan üzerine gezdirilip fındık da serptiniz mi, değmeyin keyfine. Devrekâni'nin cırık (lokma), pancar pekmezi ve yassı kadayıfı da meşhur. Zaman kısa, yapacak çok iş var. Kastamonu merkeze dönüp Deve Hanı'nda bizi bekleyen lezzetlere koşuyoruz. İsmailbey Külliyesi içindeki Deve Hanı, Candaroğulları Beyliği'nin son hükümdarı İsmail Bey tarafından 1461 yılında yaptırılmış. 1992 yılında restore edilen hanı Mustafa Özgen ve eşi Şükriye Hanım işletiyor. Yöresel el sanatlarının da bulunduğu han, Kastamonu yemeklerini tatmak için ideal bir yer aynı zamanda. Şükriye Hanım, bize farklı usulde bir Banduma hazırlamış (Tarifini aldık). Biz Banduma'yı fotoğraflarken, Simit tiridi de masaya geliyor. Simit tiridi, Kastamonu'nun meşhur susamsız simidiyle hazırlanıyor. Mayasız hamurdan yapılan simit, kaynar suda haşlanıp pekmeze batırılıyor ve fırında pişiriliyor. Öğle yemeği Şükriye Hanım?ın ev yapımı elma marmeladı ve ev yapımı turşusuyla (içi kırmızı kanlıca mantarının turşusuna doyamadık) tamamlanıyor.
Sarımsak cenneti
Taşköprü denince akla, önce sarımsak sonra da Biryan kebap (Kuyu kebabı ya da Kazık kebabı) gelir. Taşköprü Belediyesi, kekik kokan kuzuların zamanı olmamasına rağmen, sırf bizi kırmamak için 110 yıllık Kesiciler Kebapçısı'nı seferber etmiş. Biryan, burada sabah kahvaltısı niyetine yenirmiş ya, neyse. İşte, 4. kuşak temsilcisi İhsan Kesici'nin ağzından Biryan kebap: "Biryan mutlaka taze etle yapılmalı. Bunun için kuyu tabanına yakılan ateşle iyice ısıtılır. Temizlenen kuzuyu ortadan ikiye kesip çap demirine asarız. Kuyuda kor ateş kalmamalı, yanmamış çıralar mutlaka temizlenmeli. Ateşin üzerine etin yağ ve suyunun akması için bir kazan yerleştiririz. Biriken sudan pilav yapılır buralarda. Kuyunun ağzını bir kapakla kapatıp kenarlarını çamurla sıvarız. 1.5-2 saat sonra kuzu biryan hazırdır. "2 saatimiz var ya, çay kenarındaki çiftlik evine gitme zamanı, deyip yola koyuluyoruz. Ömer Özsoy?un dayı kızı Sevim Çallı nefis bir keşkek hazırlamış. Keşkeği beklerken taş gibi olmuş köy ekmekleri dilimlenip soba üzerinde gevretiliyor ve tereyağı sürülüyor. Yanında kuşburnu marmeladı ve pancar pekmezi. 2 saat sonra Özannem Et Lokantası?ndayız. Gezi boyunca bizi bir an olsun yalnız bırakmayan Kastamonu İl Kültür Müdürü Ziver Kaplan ve Taşköprü Belediyesi Başkan Yardımcısı Muzaffer Bey ile birlikte kolları sıvamış, Biryan kebaplarımızı yerken (elle yemek adettenmiş) konu dönüp dolaşıp yine sarımsağa geliyor. Sarımsak, Romalılardan kalma bir şehir olan Pompeiopolis'in bile önüne geçiyor zaman zaman. Ki, bu muhteşem şehir kalıntısı, olanaksızlıklar yüzünden gün yüzüne çıkarılamamış bir türlü. 'Beyaz altın' olarak adlandırılan sarımsak yöre halkının başlıca geçim kaynaklarından. Alın bu sarımsağı başka yerde ekin, aynı sonuca ulaşamıyorsunuz. Eh, hal böyle olunca Taşköprü her yıl eylül ayında beyaz altınına uluslararası bir kültür festivali düzenlemesin de ne yapsın!Kastamonu'nun zengin yemek kültürünü bu sayfalara sığdırmak hayli zor. Araştırmacıların Kastamonu ve çevresinde 812 çeşit yemek tespit ettiklerini öğrenince, 'bir değil, birkaç kez daha gelmeli buraya' diyor insan. Belki o zaman Kestane çorbası ve Kızılcık tarhana çorbasını da tadarız. Üryani eriği, pirinci, pastırması, sarımsağı, tarihi, turizmi, deniz sefası her biri birbirinden derin araştırma konuları aslında. Bir kez daha geleceğiz Kastamonu'ya, ama bu kez baharda. Karadeniz?e hakim İnebolu ve Abana sahiline de ineceğiz.
|
|||||||||||||||||||||
























