lezzet Online
 Anasayfa ↑ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .















Ara:
    [ ö ç ı İ ğ ş Ş ü ]
Giriş yap
Kullanıcı adı:
Şifre:
Üye olmak için tıklayınız:

Bu sayfada yer almasını istediğiniz tariflerinizi
BİZE GÖNDERİN
Mersin (İçel) : Güney'den dünyaya açılan liman

Bir zamanlar Kleopatra ile Antonius'un aşkına tanıklık etmiş Mersin. Endemik bitki açısından Türkiye'nin üçüncü ili olan güzel kent, Güney'den dünyaya açılan kapımız aynı zamanda. Bugün çarpık kentleşmenin kurbanı olsa da yolunuz mutlaka buraya düşmeli ve Narlıkuyu'da balık, şalgam suyu eşliğinde Tantuni ve Dondurmacı Halil'den de cezerye yemelisiniz.

Toroslar'ın eteğinde gülümseyen balıkçıl kuşunun başındaki tüy gibisin Mersin, murtların çıkardığı güzel kokular, gelenleri hayran bırakıyor. Mersin, mucizevi bereketli toprakları, gelişen ticareti ile dünyadaki yerini alacaktır.' Madame Arthus'un 1917 yılında söylediği bu sözler geleceğin Mersin'ini anlatıyordu sanki. 100 yıl önce Doğu Akdeniz'de Avrupai bir kent olarak adını duyuran Mersin, ancak 19. yüzyıl ortalarında gelişme sürecine girmiş ve İçel'in merkezi olmuş. Osmanlı döneminde önemli bir liman kenti olan Mersin; kilise çanlarının, havra ayinlerinin, ezan seslerinin birlikte yükseldiği; düzenli sokaklarıyla ve kesme taş duvarlı evleriyle Anadolu kentlerinden farklı bir görünüm sergiliyordu. Rıhtımdaki pamuk balyaları, oraya buraya koşuşturan işadamları, tramvayda, kafelerde farklı dillerden konuşan insanlarıyla gerçekten Avrupai bir kent görünümündeydi. 1886'da Amerika, Almanya, Fransa, İngiltere ve Rusya başta olmak üzere 12 ülkenin konsolosluklarının bulunduğu bu liman kenti, I. Dünya Savaşı'ndan sonra sosyo-ekonomik dinamizmini kaybetti. Bu durgunluk 1960'lı yıllardan sonra yerini hızla ve çarpık büyümeye bıraktı. Modern Mersin Limanı, silo; merkez ve Tarsus civarında oluşan büyük sanayi tesisleri, yeni açılan işyerleri yerleşim alanını daha da genişletti. Popülist politikaların da körüklediği çok katlı binalar 150 yıllık geçmişi günümüze taşıyan tarihi dokuyu da yuttu; kent dokusu harap oldu. Kıyı şeridinde yürüyoruz. Denizin doldurulmasıyla elde edilmiş alanlarda yükselen yeni ve büyük yapılara ve sahil şeridine bakıp hayıflanıyoruz. 1930'lu yıllarda yalı konumundaki Katolik Kilisesi, Taşhan, Alanya Hanı, Gümrük İskelesi Meydanı (bugünkü Ulu Çarşı) denizden yaklaşık beş yüz metre içeride, yüksek yapıların ardında kaybolup gitmiş. Banklardan birinde soluklanırken yaşlı bir Mersinli amcayla tanışıyoruz. 'Bu oteller (kentin orta yerinde yükselen gökdelen otelden söz ediyor), iş hanları, ticarethaneler Osmanlı döneminde aynı işleri gören binaların, yani tarihi dokunun üzerinde yükseliyor kızım. Bazı evler restore edildi ve yeniden yaşama kavuşturuldu ama yeterli değil. Atatürk Müzesi, İçel Sanat Kulübü ve Victoria Evi kurtarılanlar arasında.'

Geleneksel İçel mutfağı

Güneyin acılı, ekşili ve baharatlı yiyecekleri Mersin mutfağının da karakteristik özelliği. Davet, düğün gibi özel günlerde daha çok Kavurma, Peynir böreği, Bişi, Şeker helvası ve Cibir ile ince ekmek hazırlanır. Bunlar peşkir üzerinde bir siniyle sunulur. Düğün yemeklerinde daha çok etli sebze yemekleri hazırlanır. Arabaşı çorbası, kayısısıyla meşhur Mut yöresinde eskiden ayrı bir önem taşıyordu. (Bu yemek Gülnar yöresinde genelde av eti ile hazırlanır.) Mut'ta eskiden uzun kış günlerinde, arabaşı sırası tertip edilirmiş. Ev sahibi bir tavuk keser, bulamaç ve çorbayı hazırlarmış. Yer minderlerine oturan misafirler sohbet edip maniler söylerken tepsi ile boş fincanlar gelir ve 'yüzük' oyunu oynarlarmış. Oyun bitince sinilerle bol acılı, ekşili, Arabaşı çorbası gelirmiş. Şimdi bu gelenek yok olmuş gibi. Kaybolan bir başka yiyecek de Çökelek ekşisi...

Yayıktan çıkan ve yağı alınan ayran biraz kaynatılınca beyaz bir tortu oluşur; işte bu tortu çökelektir. Çökeleği alınan ayran suyu kaynatılmaya devam edilirse kahve renkli bir tortu daha oluşur, bu da çökelek ekşisidir. Söz Mut yöresinden açılmışken, ekşilerden de söz etmek gerek. Bu yörede 'Nar ekşisi'ne renginden dolayı 'Kara ekşi' diyorlar. Eylül-ekim aylarında toplanan narların daneleri bir torbaya alınır ve teknede çiğnenir. Elde edilen ekşi şurup bozulmadan yıllarca saklanır. Dağlarda yabani olarak yetişen sumak ağacının meyveleri toplanır, yıkanıp kurutulduktan sonra dibeklerde dövülür. İnce kalburla elenen sumağın üzerine biraz zeytinyağı gezdirilip ovularak parlak renkli sumak elde edilir. Ekindutu denilen karadut, kırmızı renkteyken (çok ekşi olur) toplanıp kurutulur ve dibeklerde ezilir. Yabani erikler de aynı şekilde hazırlanır.

Kahvaltıların ve öğle yemeklerinin hası ise bazlamadır. İçine çökelek, peynir, soğanlı kavurma, sivribiber ve domates konup 'Sıkmaç' yapılarak yenir.

Yazın domatesle hazırlanan ve öğle yemeklerinde tek başına öğün olabilen Batırık, Mersin mutfağının olmazsa olmazıdır. Küp kesilmiş domates ve soğan, düğürcük denilen ince bulgurla birlikte yoğrulur. Düğürcükler yumuşayınca kıyılmış maydanoz, fesleğen ve yeşil soğan sapları eklenip karıştırılır. Tuz, soğuk su, dövülmüş fıstık, küncü ve ceviz içi de eklerler. Koyu kıvamlı karışım haşlanmış lahana ya da asma yapraklarıyla yenir. Çorbalardan Kulak, Topalak, Maş ve Yüzük çorbası meşhurdur. Dolaz, Cızlama, Övelemeç, Çileme, Topalak, Tava kebabı, Cezerye, Tantuni, Samsıra, Heleş, Mollaç, Keşkek (yahnili ve yoğurtlu), Palize, Su helvası, Pekmezli ekmek ve Gaygana yöre mutfağının başlıca yemekleridir. Eskilere dayanan ve ender rastlanan bir Türkmen yemeği ile sözümüzü bitirelim. Kavut denilen bu yemek; tahıl kırması, un ve şekerle hazırlanıyormuş. (Dağ köylerinde düğünden birkaç gün önce damadın evinden getirilen düğün yemeğine de kavut deniyormuş.) Şimdi sizleri Mersin'in enfes yemekleriyle baş başa bırakıyoruz.

Enerji deposu cezerye

Mersin'de cezerye imal ve ihraç eden iki büyük firmadan biri olan Dondurmacı Halil (Kürek), ilk kez 1949 yılında cezerye üretimine başlamış. A ve B vitamini açısından çok zengin olan cezerye şöyle imal ediliyor: Havuçlar temizlenerek kazanlarda pişirilir (100 kg havuca, 50 kg şeker ve 250 gr limon tuzu ilavesiyle). Şeker, fındık-ceviz ya da fıstık eklenir. Ardından tavalara konulur ve kesme makinalarında kesilir. Birbirine yapışmasını önlemek için hindistancevizi serpilir. Evde cezerye yapmak isterseniz, yarım kilo havucu temizleyip küp küp doğrayın. 2 su bardağı tozşeker ilave edip şekeri ıslatacak kadar su ekleyin ve yumuşayıncaya kadar pişirin. Tahta kaşıkla ezerek püre haline getirin. Koyu bir macun kıvamını alınca tencereyi ocaktan indirin. (Kaşıkla leblebi büyüklüğünde bir parça alıp bunu iki parmağınız arasında yuvarlayın. Macun parmağınızdan birine yapışıyorsa kıvamına gelmiş demektir.) İri parçalar halindeki 5 su bardağı cevizin 1.5 bardak kadarını ayırın. Kalanını macuna ekleyin. Karışımı cam bir kaba alıp spatula yardımıyla bastırarak sıkıştırın. Kalan cevizleri üzerine yerleştirip soğumaya bırakın. Bıçağın ağzını ıslatıp yarım santim kalınlığında kesin. Kare dilimler elde edin ve hindistancevizine bulayın.

REHBER

Telefon kodu: 324
İl trafik no: 33

İLÇELER

İçel (merkez), Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Çamlıyayla, Erdemli, Gülnar, Mut, Silifke, Tarsus.

NASIL GİDİLİR?

Mersin'in karayolu ile tüm illere bağlantısı var. Dilerseniz uçakla Adana'ya kadar gelip oradan otobüsle Mersin'e devam edebilirsiniz. Ayrıca Taşucu limanından düzenli olarak deniz otobüsü ile seferler yapılmakta.
Otogar: 238 16 48, İstasyon: 451 35 10,

GEZİLECEK YERLER

Karaduvar, Yumuktepe, Viranşehir (Soli Harabeleri), Çandır Kalesi, Köşebükü ve Çukurpınar Mağaraları, Eski Anamur Harabeleri, Mamure Kalesi, Ala Köprü, Dört Ayaklı Anıtmezar, Maraş Tepesi, Kilise Burnu, Çaltı Mağarası, Lampron (Namrun) Kalesi, Kanlıdivane, Ayaş Kalıntıları, Korikos Kalesi, Adamkaya Kabartmaları, Gilindire ve Meydancık Kalesi, Alahan Külliyesi, Mut Kalesi, Karacaoğlan'ın mezarı, Mavga Kalesi, Cennet-Cehennem Obruğu, Meryem Ana Kilisesi, Silifke Kalesi, Jüpiter Tapınağı, Azize Aya Tekla Kilisesi (Hıristiyan devrinde Hac yeri olarak kabul edilirmiş.), Kız Kalesi, Narlıkuyu, Astım-Dilek Mağarası, Roma Tapınağı, Silifke Kalesi, Göksu Deltası, Kleopatra Kapısı, Gözlükule Höyüğü, Donuktaş, Roma Yolu, Ulu Cami, Aziz Paul Evi (Vatikan tarafından Hac yeri olarak ilan edilmiş.), Kırkkaşık Bedesteni, Eshab-ı Kehf (Yedi Uyurlar Mağarası), Tarsus Şelalesi.

FESTİVALLER-ŞENLİKLER

Mut Kayısı Festivali:
4-10 Haziran
Tarsus Üzüm Bayramı:
21 Haziran

OTEL VE RESTORANLAR

Mersin HiltonSA: 326 50 00
Alibaba Kordon Restoran: 325 06 80
İhsan Kaptan (Yüzer lokanta): Çamlıbel balıkçı barınağı
Grand Deniz Yıldızı: 359 26 44

ÖNEMLİ TELEFONLAR

Valilik: 231 11 55
İl Turizm Müdürlüğü: 238 32 71
İl Kültür Müdürülüğü: 231 96 29
Mersin Büyükşehir Belediyesi:
231 88 80

DERGİ ARŞİVİ
Lezzet Dergisi'nin Eylül sayısı çıktı! Üstelik 2 süper kitap hediye!


X DOSYALAR
Kokteyller:
* YAZ KOKTEYLERİ
Mantı:
* Kayseri Mantısı
Püf noktaları:
* Bakla
İçecekler:
* Cappuccino
Bütün dosyalar

HAVA ve YOL DURUMU
Yorumcu.com
hizmetidir
Günlük burçlar
LEZZET'i SIK KULLANILANLARA EKLE
Dergi Abonelik | Yurtdışı Abonelik | İş Fırsatları | Bize Ulaşın | Ana sayfa
Künye| Kullanım Şartları| Gizlilik Politikamız
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.