Pirinçli tavuk sarma
Pirinçli tavuk sarma
Hazırlama Süresi: 0 dk
Pişirme Süresi: 0 dk
Bulgurlu ve meyveli tatlı
Bulgurlu ve meyveli tatlı
Hazırlama Süresi: 0 dk
Pişirme Süresi: 0 dk
Bakliyat türlüsü
Bakliyat türlüsü
Hazırlama Süresi: 0 dk
Pişirme Süresi: 0 dk

    Hazırlamak istediğiniz yemek türünü seçin ve Lezzet'in nefis resimli yemek tarifleri listelensin!






      kapari çiçeği reçeli  iwgzpewl  yaban mersinli pasta  kremali sutlac  bebek ã§orbalarä±  yaz kababı  krokanlä± kek  ceeskak  patatesl kiş  eriste salatasi  ev ekmeäŸi  kraken  beyaz lahana pidesi  kapris salatasi  lanuse  çikolatalı şekerpare  biftek tarifi  süt kreması   göbek marul  tarsus ã§ã¶regi  helvayi levzine  ekmek yapmak  uchunczyegxhgbmxaf  sanbaba  bayram tatlä±  ã§,lekli puf  mercimek kxa  mercimekleri
      Posta kutunuzda püf noktalar, özel seçilmiş yemek tarifleri görmek kısacası Lezzet'i postanıza almak için lütfen üye olunuz.
      Adınız Soyadınız
      E Posta Adresiniz

      Özkan Alturan ve Serpil Atış sufle tariflerini yarıştırdı. Sizce aynı malzemelerle hazırlanan iki farklı sufle tarifinde kadın eli mi, erkek eli mi daha yaratıcı ve cezbedici? Oylayın birinciyi siz seçin.


       
      |
      |
      Mutfak Dostları Derneği

    Mutfak Dostları Derneği



    - Mutfak Dostları Derneği ne zaman, nasıl ve hangi amaçla kuruldu?
    S. SOMER: Derneğin kuruluşu 1991 yılında bir hikâye ile başlar. Rahmetli Ergun Köknar, Tuğrul Şavkay, Turgut Kut, Gülsen Doğansel, Hasan Özen bir araya gelip "biz yemeyi-içmeyi seviyoruz, bunu biraz daha ciddi bir hale sokalım, kültürel boyuta taşıyalım" diyorlar. O zaman ki gurme takımı bu girişimle bir araya geliveriyorlar. Adı; Türk Mutfağını ve Mutfak Sanatını Araştırma, Geliştirme ve Uygulama Derneği'dir. Amacı; bilimsel araştırmalar yaparak ve yaptırarak mutfak zenginliklerimizi, yeme-içme ve sunma adabını bütün özellikleriyle ortaya çıkarmak, geliştirmek; yurt içinde ve yurt dışında mutfağımızın tanıtılmasını sağlamak; bu alanda eğitim yapmak ve eğitim yapan kuruluşlara yardımcı olmak, yiyecek ve içeceğin insanın sağlıklı beslenmesindeki yerinin ve öneminin belirlenmesine bilimsel olarak katkıda bulunmak; yurt içinde ve dışında yeme-içme konularıyla ilgili gelişmeleri takip etmek ve bu çalışmaları özendirmek, yaymak ve sevdirmek.
    Bu gibi hedefler varken ilk dönemlerde içeride bir konsensusa varılamıyor. Yönetim kurulu kendi içinde belli bir dönemden sonra bir konsensusa vardı. Farklı görüşlere karşı daha ılımlı yaklaşımlarla birlik ve destek sağlandı. Bizim hedefimiz bu kültüre yardımcı ve destek olmak için öncelikle yemekler düzenlemekti. Buna, yeme-içme üzerine sohbetleri koymak en önemli ve ciddi kararlarımızdan biri oldu. Bu sohbetlerle düzenlediğimiz yemekler, hem kişileri daha katılımcı kılmaya hem de eğitici ve keyifli olmaya başladı. Bunun gizemini keşfettikten sonra ciddi boyutta sohbetleri öne çıkarmaya başladık. Sohbetler, masaları bir bütün haline getirmeye başladı. Esas ilerleme derneğin daha ciddi boyuta taşınması oldu. Düzenlediğimiz yemeklerde konuşmacıları seçer hale geldik. Tek konuşmacıya bırakmayıp sohbet haline getirdik.
    -Bir sembol kaşığınız ve regalyalarınız var. Bu nasıl belirlendi?
    S. GÖKYILDIZ: Bu arada derneğin bir simgesinin olması gerektiğini düşündük. Bu da bir kaşık oldu. Kaşık, insanların ilkellikten uygarlığa geçişinde bir aşama. Bir başka yönü de özellikle Türk mutfağında yemek yapmada kaşığın büyük rolü var. Mutfakta kadını elinde kaşığı ile düşünürüz.

    S. S: Kaşık, mutfağın dışında da var. Geçmişe baktığımızda herkesin belinde katlanabilen bir kaşık var. Yemek ortaya geldiğinde herkes kendi kaşığını çıkarıp yemeğe başlıyor. Kaşık özelleşmiş. Derneğimizin de sembolü bu nedenle insanları ilkellikten uygarlığa taşıyan kaşık oldu. Bu konuda yönetim kurulu üyemiz Serdar Arnas'ı görevlendirdik. Kendisi, hem turist rehberi hem antika meraklısı. Kaşığı o buldu, temizletti, parlattı, kutusunu yaptırdı. O artık derneğin simgesi. Her yönetim kurulu toplantısını ve her özel yemeğimizi bu kaşık töreni ile açıyoruz. Hem derneğin simgesi, hem birleştirici. Bu disiplini insanlar paylaşmaya başladı. Çevreyi etkiliyor ve saygıyı artıyor. Değer veriliyor.

    S. G.: Regalya konusunu da çok araştırdık. Avrupa Gurmeler Birliği'nin regalyalarını örnek aldık. Ancak üzerinde pek çok değişiklik yaptık. Regalyalarımız bordo kadife kumaştan ve kenarlarındaki renkler de farklı görevleri ifade ediyor. Yönetim kurulu üyeleri için sarı, eski yöneticiler için yeşil, diğer üyeler için de gri renkler seçildi. Başkanların 3 çizgi halinde sırması var ve her regalyanın sol tarafında bir gümüş kaşık yer alıyor. Her üye, gala yemeğine gelirken regalyasını takıyor, her kaşık töreninde, yönetim kurulu toplantısında regalyalarımızı takmak zorundayız.
    -Kaşık töreni nasıl yapılıyor?
    S. G. Yönetim kurulu 9 asil ve 9 yedek üyeden oluşuyor. Gala yemeklerinde ve yönetim kurulu toplantılarında mutlaka bir kaşık töreni yapıyoruz. Bu 9 üye ve başkan yemek yenilecek olan mekânın kapısında görev hiyerarşisine göre tek sıra halinde diziliyor ve kaşığın bırakılacağı masanın önüne kadar geliyor. Başkan küçük bir konuşma yapıyor. Sonra kaşık saymandan genel sekretere geliyor. Genel sekreter 2. başkana veriyor, yani bana; ben kaşıkla birlikte başkana dönüyor ve şöyle diyorum: "Sayın başkanım, mutfak kültürünün gelişme sürecinde, insanoğlunu ilkellikten uygarlığa taşıyan ve derneğimize sembol olarak seçtiğimiz kaşığı bu akşamki soframızı açmak üzere size takdim ediyorum." Ve kaşığı başkana veriyorum.

    S. S.: Ben kaşığı aldıktan sonra yönetim kurulu üyeleri kendi masalarının başına geçiyor ve başkana bakarak ayakta ritüelin tamamlanmasını bekliyor. Ben, "Derneğimizin sembolü olan kaşığı alıyorum, keyfin ve neşenin paylaşılmasını dilediğim bu masaya koyuyor ve bu akşamki yemeğimizi açıyorum, herkese afiyet olsun!" diyerek kaşığı masaya bırakıyorum. Ayakta bekleyen üyeler yerlerine oturduktan sonra yemek başlıyor.

    S. G. Yemek tadımla başlıyor. Bir abayörümüz var. "Lütfen sessizlik, şimdi lezzet zamanı!" diyerek yüksek sesle anons yapıyor ve servis edilecek yemeğin adını okuyor. İlk tadım bu kaşıkla yapılıyor. Tadımcı, bir lokma alıp "nefis ve lezizdir başkanım" dedikten sonra, başkan "servis başlasın o zaman" diyor ve servise geçiliyor. Bu ritüelin bir müzik eşliğinde olmasına gayret ediyoruz. Bir teatral durum yaratılıyor.
    -Yemeklerinizden bahseder misiniz?
    S.S.: Yemeklerimizde kaşık töreni ve tadımların yanı sıra zaman zaman şaşırtmalarımız da oluyor. Örneğin çay konusunda yapılan yemeğimizde aradaki sorbe, dumanı tüten bir çaydanlığın üzerinde geldi. Çok etkileyici bir sunumdu. Buzdan kâse içinde hoşaflar sunuldu. Her tadımda anonslarda kullanılacak lafların seçiminde ve yazımında özellikle Turgut Kut'un ciddi katkıları vardır. Eskişehir'de Osmanlı mutfağından bir şaşırtma yaptık. 2 dakikalık bir seremoni için bir davulcu getirttik. Davul çalındı, arkasından Turgut Kut bağırdı: "Savulun bre, keşkek geliyor!". 36 genç aynı anda keşkekleri servis yaptılar. Yemeklerimizde mevsimsellikler de var; balık gibi. İşin uzmanlarını sohbetlere dahil ediyoruz. Örneğin; Ali Pasiner balık konusunda Lacivert'e, Ali Sirmen Rejans'a davet edilmişti. Hindi konusunda Pınar'ın üst düzey yöneticisi Ahmet Arsan konuştu. Bütün katıldığımız yemeklerde işin patronluğunu ve disiplinini elimizde tutuyoruz. Osmanlı'da bir adet vardır, Anadolu'da hâlâ var. Misafirliğe gittiğiniz yerden sizi eli boş göndermezler, küçük bir hediye verirler. Biz de yemek sonunda tüm davetlilere diş kirası adı altında bu geleneği devam ettirmek bakımından dostları eli boş göndermeyip mutlaka bir diş kirası veriyoruz. Genellikle bu diş kiraları yiyecek içecek firmalarından geliyor. Kendilerine buradan da teşekkür etmek istiyorum. Diş kirası desteğinde bulunan firmalara, o gece için özel hazırlanan mönülerde logoları ile birlikte yer vererek teşekkür ediyoruz.
    Dost yemekleri ve gala yemekleri olmak üzere iki ayrı davetimiz oluyor. Dost yemeklerinde kıyafet mecburiyeti yok. Ama Gala yemeklerinde kıyafet mecburiyeti var. Yemek öncesi, tüm mönü gözden geçirilerek hazırlık yapılıyor. Gala yemeklerinin yapılacağı mekâna müşterek karar veriliyor. Çünkü amaç sadece bir yemek yemek, bir gala yapmak değil, o müesseseye de hem servis hem mutfak yönünden bizde olan birikimleri aktararak bir hizmet ve gayret vermek. Bu heyecanı gösteren, amaçları doğrultusunda bu talepte bulunan her müesseye açığız. Yemeğin teması dediğimizde bir çay, bir akdeniz, bir yaşam tarzı olabiliyor. Bir takım eşlemeler yapılıyor. Rakı ve dolma, kebap ve şarap gibi konseptler. Çok özel dizaynlarla mönüler hazırlanıp basılıyor. Mutlaka iki lisanda yapılıyor. Hangi tabaklar, bardaklar, peçeteler kullanılacak bunlar üzerinde günlerce çalışılıyor. Süsleme nasıl olacak? Çok önemli.
    -Derneğinizin savunduğu 'katma değer' konusundan bahseder misiniz?
    S. S.: Bizim misyonumuzda bir katma değer konsepti var. Bu, bir ürünün, standart olan, bölgeye, iklime ve o bölgenin özelliklerine haiz ürünlerin öne çıkmasını, tat katma değerinin bedelinin ödenmesidir. Bunun öne çıkarılması için çalışıyoruz. En iyi kayısı nerede yetişiyorsa o isimle çıksın ve o isimle satılsın. Peynirin bölgesiyle birlikte belirtilmesi lazım. Ezine, Susurluk, Manyas, neresiyse. İnsanların neyi arayacaklarını bilmeleri gerekiyor. Artık Türkiye'de kökeni tanımlı ürünler olması lazım. Kişilerin mutfaktaki fiziği kimyayı iyi bilmesi lâzım, katma değerler bunlar. Biz bu misyonun dernek olarak arkasındayız ve memleketimizin bir envanterinin çıkmasının peşindeyiz. Ürünlerimizin, adıyla ve yeriyle anılması için destekler veriyoruz. Bunların çıkması için dernek olarak bölgelerle ve guruplarla işbirliği yapmak istiyoruz. Bir takım kaynakların özellikle devlet tarafından sağlanmasını bekliyoruz. Projemiz oluşuyor ve kaynaklara, gönüllülere ihtiyacımız var. Bizler yeme içme kültürünü en üst düzeyde düşünerek çalışıyoruz.
    -Yemek kitapları kütüphanesinden bahseder misiniz?
    S. G.: Dernek olarak Türkiye genelinde valiliklere, kültür müdürlüklerine ve üniversitelere müracaat ederek bugüne kadar basılmış yeme-içme üzerine kitapları toplamaya başladığımızı duyurduk. Bu başvurulardan sonra 60 kadar kitap geldi. Kitap haline gelmemiş bir takım çalışmalar da elimize ulaştı. Şu anda yemek üzerine yazılmış kitapları topluyoruz ve kütüphane kapasitesi oluşturacak sayıya ulaştıktan sonra da en kısa zamanda bu kütüphaneyi yemek konusunda meraklıların yararlanabileceği şekilde açacağız. Eski kitapları, yabancı dilde yazılmış kitapları da topluyoruz. Şu anda derneğin ofisinde kitaplarımızı biriktiriyoruz. Bu kütüphaneyi açmak için bir yer aradığımızı da sizin aracılığınız ile duyuralım. Derneğimizin bu girişimi için İstanbul'da Taksim, Beyoğlu, Şişli, Osmanbey, Nişantaşı semtleri sınırlarında bir yer satın almak için arayış içindeyiz. Ancak, giriş katı ve geniş bir alana sahip olmalı ki kütüphanemizi meraklılara açabilelim. Sponsor desteği vermek isteyenler olursa kütüphanemizde adına yer vererek işbirliği yapabiliriz.


    Semih Somer kimdir?

    1951 Bandırma doğumlu. Ankara Fen Lisesi'i bitirdikten sonra ODTÜ Makine ve ODTÜ Endüstri Mühendisliği bölümlerinde lisans eğitimi yaptı. Evli ve 2 çocuk sahibi. İngilizce ve Almanca biliyor. Mesleki deneyimleri; Erkunt Döküm Fabrikası, Aks İnşaat, Krupps-Gama ve Man Kamyon gibi İnşaat ve montaj alanları, Şişecam Pazarlama Müdürlüğü, Enka (Lojistik), Turtel (Lojistik) ve Makpa Pazarlama. Endüstriyel mutfak ve mutfak kültürü uzmanlığı yaşamının bir parçası. Hayatın her döneminde başucu kitapları yeme-içme üzerine. Bu alandaki tüm fuarlara meraklı. Mutfak Dostları ve Şarap Dostları derneklerinin yönetiminde. Endüstriyel mutfak konusunda konsept, dizayn çalışmaları, yurtdışı firmaların temsilcilik ve danışmanlığı.

    Sevim Gökyıldız kimdir?

    1944 Adapazarı doğumlu. Adapazarı Devlet Lisesi'ni bitirdi. Ardından Belçika'da ve Fransa'da dış ticaret eğitimi aldı. Uniroal, Lancôme ve Aventis firmalarında dış ticaret koordinatörü olarak görev yaptı. Yemek kültürü alanında araştırmalar yapmak ve yazmak hobisi. 20 yıldır Elele, Votre Beaute, Hello, Rapsodi, Kapris, Marie Claire gibi pek çok kadın dergisinin yemek sayfalarını hazırladı. Lezzet ve Ziyafet dergilerine yemek yazdı, yabancı şeflerle röportajlar yaptı. Çok iyi Fransızca ve İngilizce biliyor. Cuisine et vin de France dergisinde staj yaptı. Mutfak Dostları Derneği'nin 12 yıllık üyesi ve 4 yıldır da ikinci başkanı. Avrupa Gurmeler Birliği'nin Türkiye kurucu üyesi. Akdeniz Mutfakları Konservatuarı'nın Türkiye kurucu üyesi ve genel sekreteri. İtalya'da kurulan Slowfood hareketinin üyesi. Evli ve bir çocuk sahibi. Fransızca hazırladığı ve Türk mutfağını anlatan, Kültür Bakanlığı'nın tanıtım sitesi ile bağlantılı www.cuisineturque.com adlı bir internet sitesi var.











    #
    #
    #
    #
    #
    #
    #







      Yorumlarınız Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın !
      Sizde Yorum Yapabilirsiniz!
      Kayıtlı isminizin görüntülenmesini istiyorsanız, yorumunuzu yazmadan önce ÜYE GİRİŞİ yapınız.
      1
      0
      Hazırlama süresi:0 dk
      Hazırlama süresi:0 dk
      Hazırlama süresi:0 dk
    TÜMÜ
    lezzet video
    Ezogelin çorbası
    Kuruyemişli milföy
    Alev dağı pilavı
    Çikolatalı irmik tatlısı
      Sıcaklarda besin zehirlenmesi riski altında olduğumuzu biliyor muydunuz?