Kuşkusuz domates dünyanın en çok tüketilen sebzesi. Her yemeğin vazgeçilmez lezzetçisi. Domates artık her mevsim manav tezgâhlarını süslüyor. Ancak, içinde bulunduğumuz şu günlerde özlediğimiz o mis kokulu ve hormonsuz domatesleri yiyebiliyoruz. Çünkü domatesin en olgun ve bol olduğu mevsimdeyiz.
Domatesin hayli ilginç bir geçmişi var. Gıda olarak tüketimesi ve bu denli yaygınlaşması o kadar kolay olmadı. Uzun yıllar "zehirlidir" diye yasaklandı. Daha sonra bazı baharatçıların uğur getirdiğine dair iddiaları üzerine süs bitkisi olarak kullanıldı. Bu nedenle Fransa ve İngiltere'de ona "pomo d'amore"(sihir tokmağı) deniliyordu.
Domatesin yasaklı dönemi 1500'lü yılların ortalarında sona erdi. Bu yıllarda gastronomik özellikleri yavaş yavaş keşfedilmeye başlanmıştı. Önceleri pişirilerek ya da kızartılarak hazırlanıyordu. 1700'lü yıllarda ilk kez Fiorentinalı bir aşçı onu salatalarda çiğ olarak kullandı ve domatesin önlenemeyen yükselişi böylece başlamış oldu. Anavatanı Meksika ve Peru olan bu sebzeye Aztekler 'tomotl' adını vermişlerdi. 16. yüzyılda Avrupa'yla tanışan sebzenin adı 'tomato' olarak değiştirildi.
Mineral ve vitamin kaynağı
100 gramında 19 kalori bulunan domates, doyurucu etkisi nedeniyle özellikle diyet programlarının vazgeçilmez sebzelerinden biri. Çok zengin bir içeriğe sahip. A ve C vitaminleri, mineral tuzlar özellikle de potasyum, kalsiyum, fosfor ve sodyum deposu. Olgun domateste bol miktarda bulunan ve bir karoten maddesi olan likopen yaşlanmaya ve çağın vebası kansere karşı son derece etkili bir silah. Romatizma, böbrek, mesane taşı ve kabızlıktan yakınanlara çiğ domates öneriliyor. Domatesin bir diğer artısı da, domates suyunun karaciğerin, dalağın çalışmasını ve kan dolaşımını dengelemesi, sindirimi kolaylaştırması. Pişmiş hatta salça halinde hazırlanan domatesin ise özellikle prostat ve mide kanseri riskini büyük ölçüde ortadan kaldırdığı hatta önleyici ilaç görevini üstlendiği yapılan son araştırmalarca kanıtlandı. Likopen ayrıca gözleri koruyor ve kanı zararlı maddelerden arındırarak dolaşımını kolaylaştırıyor.
Domatesin zengin içeriğinden en iyi şekilde yararlanmak için
Likopen maddesi domates piştikçe artıyor ve zeytinyağıyla birlikte yenildiği zaman vücut tarafından daha kolay özümseniyor. Domatesin içerdiği C vitamininden yararlanmak için çiğ olarak tüketin.Likopen ve diğer besinsel değerlerinden yararlanmak için güneşte olgunlaşan domatesleri tercih edin.Yüzünüz akneli ve yağlı ise yarım domatesi yüzünüze masaj yaparak sürün.
Domates satın alırken...
En lezzetli domatesler güneşte olgunlaşan ve yaz aylarında toplanan domateslerdir. Olgun domatesin tepe kısmının çevresinde hafif yeşil çizgiler olur. İnce kabuklu olanları tercih edin. Hormonsuz olduğunu anlamak için sap kısmını parmak ucunuzla hafifçe ovalayın ve domatesin aromatik kokusunu hissedin. Veya domatesi ortadan ikiye kesip çekirdekli kısmını koklayın.Domatesi satın aldıktan sonra kağıt torbalara sarıp buzdolabında 3-4 gün bekletebilirsiniz. Ağzını sıkıca kapatın ki buzdolabındaki nem domatesin küflenmesine yol açmasın.
Domates deyince akla gelenler...
Salça: Domatesle hazırlanıp kavanozlarda saklanan ve tüm mevsim boyunca yemeklere lezzet ve renk katması için kullanılan bir lezzetçi.
Ketçap: Domates, sirke ve tozşekerle hazırlanan özellikle gençlerin ve çocukların vazgeçemediği acılı ve tatlı bir sos.
Worchester sos: Domates suyu ile hazırlanan özel bir sos.
Likopen: Özellikle son yıllarda kanser araştırmalarında adı sıkça geçen ve domatese kırmızı rengini veren bir karoten maddesi.
Vücutta gerektiğinde A vitaminine dönüşüyor.
Domates gibi kızarmak: Halk arasında utanmak anlamına gelen bir deyiş.
Çürük domates atmak: Sanatçıları protesto etmek için kullanılan bir yöntem. İlk kez 20. yüzyılda Paris'te bir komedi sanatçısını protesto etmek için sahneye atılan çürük domatesler bu tarihten sonra bu tip protesto olaylarında bir gelenek halini almış.